Sorunlarımızı kökten çözmek istiyorsak, önce onları parçalı bir şekilde değil, bütün halinde görebilmeliyiz. Bir filin sadece kulağına, bacağına ya da hortumuna dokunan insanın fili tanıyamaması gibi… Biz de sorunlarımızı sadece parçalara bakarak anlamaya çalışırsak, asıl hakikati asla göremeyiz. Oysa fil bütündür; parçaları bir araya geldiğinde gerçek şekli ortaya çıkar. Toplumsal meseleler de aynen böyledir: onları parçalayarak değil, bir bütünlük içinde ele alarak kavrayabiliriz.
Ne yazık ki bu ülkede yıllardır yapılan tam da budur: Halkı parçasal sorunlara boğarak, asıl meseleyi gözlerden gizlemek. Parti tartışmaları, ideolojik çekişmeler, günlük siyasi polemikler… Bunların her biri aslında fillerle uğraşırken kuyruğunu tartışan körlerin hâlinden farksızdır. Oysa bizim sorunumuz A partisi veya B partisi meselesi değildir. Asıl mesele, köle olarak yaşamaya razı mı olacağız, yoksa kendi küllerimizden yeniden doğarak kendi özümüze uygun bir yaşam mı inşa edeceğiz sorusudur.
Sorunları kişiler üzerinden değil, ilkeler üzerinden tartışmalıyız. Doğru, doğru olduğu için doğru; yanlış, yanlış olduğu için yanlıştır. Bunu bir partinin, bir grubun, bir ideolojinin gözlüğünden değil, hakikatin kendisinden bakarak kavrayabiliriz. Aksi halde, günübirlik tartışmalar içinde debelenir, ömrümüzü tüketiriz.
Sorunlarımızın kaynağına inelim. Çünkü kökten çözülmeyen her sorun, yarın yeniden karşımıza çıkar. Biz ya sürekli aynı döngüde sürüklenen bir halk olacağız ya da hakikatin ışığını görecek kadar cesur bir millet.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder