Azgın Toplumdan Hakka Yolculuk
Azgın bir toplumdan kopuş, bir kalbin hakka yönelişiyle başlar. Bu kopuş öfkeyle değil, bir tefekkür sessizliğiyle gerçekleşir. Yüz çevirmek; kibrin değil, arayışın bir göstergesidir. Allah Teâlâ Zâriyât Suresi 54. ayette buyurur ki: "Artık onlardan yüz çevir. Sen bu yüzden kınanmayacaksın." Bu ayet, modern çağın müminine en sade ve en köklü hakikati hatırlatır: Hakkı aramak için bâtıldan uzaklaşmak, insani ve ilahi bir duruştur.
İnsan, yaratılışı gereği hakikati arar. Ancak zamanla toplumun kurduğu sahte yapılar, bu arayışı çürütür. İnsan kalabalıklar içinde yalnızlaşır. Ruhu, eğlencenin ve tüketimin sarhoşluğunda boğulur. Herkesin aynı yöne yürüdüğü bir zamanda farklı yöne yönelmek delilik gibi görülür. Oysa delilikle itham edilen nice nebî, hakikatin peşinden gitmişti. Lut, İbrahim, Musa, İsa ve en nihayetinde Efendimiz Muhammed (sav). Hepsi kendi toplumlarında birer 'yabancı' oldular. Neden? Çünkü onlar bâtıla alkış tutmadılar.
1. İçsel Uyanış-Kalbin Çığlığı
Bu yolculuk bir gün başlar. Sessiz, sakin ama sarsıcı bir anla... Bir sabah ezanı ruhuna dokunur, bir annenin gözyaşı seni sarsar, ya da bir çocuğun açlıktan titreyen bedeni... Kalbinin bir yerinde yıllarca susturulmuş bir çığlık yükselir: "Bu dünya böyle olmamalı! Ben böyle yaşamamalıyım!"
İşte bu uyanış, hakka yolculuğun başlangıcıdır. Ne büyük kararlar alınır o anda ne de radikal kopuşlar yaşanır. Ama kişi artık aynı kişi değildir. Kalbi artık alışkanlıkların değil, hakikatin çağrısına kulak verir.
2. Toplumdan Yüz Çevirmek-Bir Firar Değil, Bir Dönüş
Toplum; giyimini, konuşmanı, inancını ve hayata bakışını kendi belirlemek ister. Sen düşünme, sen sorgulama, sen sadece itaat et. Bu düzenin dişlisi olmaya direndiğin anda dışlanırsın. Ama Zâriyât 54 bunu apaçık dile getirir: “Onlardan yüz çevir. Sen bu yüzden kınanmayacaksın.”
Rabbimiz, kullarına şunu bildirir: "Sen hak için, hakikat için, bâtıldan yüz çeviriyorsan seni kimsenin kınamasına aldırma."
Hz. İbrahim’in putları kırışı, Lut’un kavminden ayrılışı, Ashab-ı Kehf’in mağaraya çekilişi, bu yüz çevirişin örnekleridir. Peygamber Efendimiz (sav) de vahiy öncesi Hira’da yalnızlığı tercih etti. O kalabalıklardan uzaklaştıkça Allah’a yaklaştı.
3. Tefekkürle Yoğrulan Bir Yaşam
Kalabalıklardan kopmak yalnızlaşmak değildir. Bilakis, Rabbine yaklaşmaktır. Tefekkür eden bir kalp, tabiatı izler; bir yaprağın düşüşünden, bir kuşun kanadından, bir çocuğun duasından ilham alır. Çünkü tefekkür, Allah’ı hatırlama hâlidir.
Bir mümin, bu süreçte doğaya yönelir. Sabahın serinliğinde rüzgarı hisseder, yıldızlara bakar, taşların suskunluğunu dinler. Ve şunu fark eder: Bu kainatta her şey secde hâlindedir. Sadece insanlar gaflet içindedir. O an kişi karar verir: "Ben bu gafletin parçası olmayacağım."
4. Dostlardan Kopuş-Acı Bir Fedakârlık
İnsan, kimi zaman en çok sevdiklerinden ayrılmak zorunda kalır. Çünkü hakikatle yalan aynı sofrada oturmaz. Dostlar, aile bireyleri, yakınlar... Onların gözünde artık sen bir 'aykırı 'sın. Namazınla, tesettürünle, helal-haram çizginle, ekranlara mesafeli duruşunla 'eski sen' olmaktan çıkarsın. Ama Allah şöyle der: “Müminler için en güzel örnek İbrahim ve onunla birlikte olanlardır.” (Mümtehine/4)
Hz. İbrahim, babasına şefkatle seslendi ama onunla aynı yolda yürüyemeyeceğini de söyledi. İşte bu incelik: Sevmek ama kararlılıkla yüz çevirmek...
5. Nefisle Yüzleşme ve Arınma
Toplumdan kopmak bir başlangıçtır. Asıl mücadele içimizdedir. Zihnimizi yıllarca meşgul eden boş ideolojiler, tutkular, kibir ve gösteriş hastalığı... Hepsini bir bir söküp atmak gerekir. Bu, kolay değildir. Çünkü insan alışkanlıklarının kölesidir.
Ama kişi namazda huşu buldukça, gözyaşları secdede çoğaldıkça, Kur’an ayetleri yüreğine inmeye başladıkça, içi temizlenir. Kalp arınır. Ve o an Allah’la baş başa kalır.
Bu baş başalık, bir yalnızlık değil; en yüce buluşmadır. Nitekim Zâriyât 54 bu noktada bize güven verir. "Yüz çevir. Kınanmayacaksın. Çünkü Rabbin seni görüyor."
6. Hayata Geri Dönüş-Sessiz Şahitlik
Hakka yolculuk sadece inziva değildir. Bir noktadan sonra kişi dönüp toplumda bir şahitlik yapar. Sözle değil, hâl ile... Güzel ahlak, dürüstlük, adaletli oluş, yardımlaşma, tevazu... Bunlarla insanlara örnek olur.
Hz. Yusuf, zindandan çıkıp kralın karşısına geçtiğinde vakur bir mümindir. Musa, Firavun’un karşısına çıktığında yüreğinde sadece Allah’a güven vardır.
Sen de zulmün egemen olduğu bir ortamda doğruluğun, haramın meşrulaştığı bir çağda helalin, gösterişin kutsandığı bir toplumda sadeliğin sesi olursun.
7. Kalbin Dinginliği-Allah’a Yakınlık
Ve sonunda kişi bir sabah uyanır; kalbi huzurla dolar. Ne makam kaygısı kalır, ne itibar sevdası, ne etiket arzusu... Sadece Allah'ın rızasını gözeten bir yürek vardır. Dünya gürültüsünden uzak ama hakikatin merkezinde bir yaşam...
Bu yaşamda kişi, her gün "Rabbim bugün senden razı olacak bir kul olabilir miyim?" diye sorar. Her secde, bir şükürdür. Her dua, bir teslimiyet. Artık kalp, olaylar karşısında çırpınmaz; çünkü bilir ki her şey Rabbinin izniyledir.
8.Kınanmak Umurunda Değildir
Ey hakka yolculuğa çıkan mümin! Bil ki bu yolda yalnız kalabilirsin. Kınanabilirsin. Dışlanabilirsin. Ama unutma: "Sen bu yüzden kınanmayacaksın." Çünkü Rabbin seni görüyor. Çünkü O, senden razı olursa kim ne derse desin ehemmiyeti yoktur.
Bu çağda yüz çevirmek bir cesaret değil, bir kulluk göstergesidir. Ve bu yüz çevirmeyle başlayan yolculuk, sonunda seni Rahman’a ulaştırır.
Karanlıkların içinden sıyrılıp ışığa yürüyenlere selam olsun. O yolu tercih edenlere, terk ettikleri her şeyin yerine Allah’ı koyanlara selam olsun. Ve Rabbimizden niyazımız şudur: Bizi bu yolda sabit kıl. Amin.
Erol Kekeç/30.05.3035/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder