30 Mayıs 2025 Cuma

Helâkin Eşiğinde Salihlerin Sessizliği Zalimlerin Cesareti

Burada Hûd Suresi 116-119. ayetlerini merkeze alarak; geçmiş kavimlerin helak gerekçelerini, Salih insanların toplum içindeki rolünü, ihtilafların yaratılış amacındaki yerini ve cehennemle ilgili İlahi uyarıyı güncel hayat üzerinden ele alacağız. Amacı, okuru hakikate çağırmak, toplumsal aklı uyandırmak ve bireyi sahih bir yaşam tarzına yönlendirmektir.

Zulümle Mamur Bir Dünya

Bugünün insanı, dünden ders almayanların dünyasında yaşıyor. Yeryüzü; mazlumun kanıyla, yetimin gözyaşıyla, doğanın ahıyla, hakikatin çığlığıyla yankılanıyor. Fakat kulaklar sağır, kalpler mühürlü. İşte tam da bu karanlık dönemde, Rabbimizin Hûd Suresi'nde bildirdiği ayetler, tarihin sayfalarından bugüne yankılanan bir hakikat çağrısıdır:

“Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı.” (Hûd/ 116)

Bu ayet, zamanlar üstü bir sorumluluğu hatırlatır: "Bozgunculuğa karşı durmak". Bugün, adaletsizliğe karşı susanlar, yanlışlara ortak olanlar, zalime alkış tutanlar bilsinler ki, helakin kıyısında durmaktalar. Çünkü Allah zulmü sevmez; ama daha da önemlisi, zulme rıza gösterenleri de affetmez.

1. Salihlerin Suskunluğu-Sessizlik Suçtur

Ayetin en sarsıcı yönü şudur: "İçlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı." Yani bir toplumun kurtuluşu, sadece bireysel ibadetlerle değil; toplumsal kötülüğe karşı duranların varlığıyla mümkündür. Bugün etrafımıza baktığımızda ne görüyoruz? Katliamlara sessiz kalan alimler, hırsızlığı kutsallaştıran yöneticiler, riyakarlığı yaşam tarzı haline getiren halk kitleleri. Salihler susuyor; suskunluk, zulmü büyütüyor.

Salih olmak; sadece beş vakit namazla değil, haram sofralara oturmamakla, zalime alkış tutmamakla, haksız kazancı reddetmekle, adaletin sesi olmakla mümkündür. Peygamberlerin yolundan giden her mümin bilir ki, iman sadece dilde değil, duruşta tecelli eder.

2. Refahın Ardına Düşenler-Şımartılmış Nesillerin Felaketi

Ayet şöyle devam eder:

“Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular.” 

(Hûd/ 116)

Bugün de öyle değil mi? Lüks arabaların içinde vicdansızca yoksulluğu izleyenler, saray sofralarında çöpten beslenenleri konuşanlar, modaya kurban edilen fıtratlar, nefsi arzuların tatmini için harcanan hayatlar... Rabbimiz, bu refahın insanı nasıl felakete sürüklediğini apaçık beyan ediyor.

Refah, insanı şımartabilir. Ama hak yoldan saptırmaması için takva ile kuşanmak gerekir. Aksi halde, bugün olduğu gibi; şımartılmış nesiller, ahlakı tüketir, haramı helal sayar, dünyayı cennete çevirme bahanesiyle cehennemin çukurlarını hazırlar.

3. Allah’ın Adaleti- Toplum Helaki Kendi Hazırlar

“Rabbin, halkları Salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helâk etmez.” (Hûd/117)

Bu ayet, Allah’ın adaletinin ilkesel temelini ortaya koyar: Salih ve ıslah edici bir topluluk var oldukça, helak gelmez. Bu, umutla beraber sorumluluğu da yükler. Eğer bugün toplumun helake doğru gittiğini görüyorsak, ya Salihlerin sayısı azalmıştır ya da onların ıslah görevi bitmiştir.

Her bir birey, bu ayeti kendi nefsinde sorgulamalı: "Ben ıslah edici miyim? Yoksa akıntıya kapılmış bir gaflet ehli mi?"

Bu topraklar; yalnızca secde eden başlarla değil, zalime boyun eğmeyen direnişle kurtulur.

4. İhtilafın Hikmeti ve Merhamet Ehli

"Rabbin dileseydi, insanları tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı." (Hûd/118-119)

İhtilaf, insanlığın kaderidir. Ama bu kader, bizi birbirimize düşman etmek için değil; hakikati arama çabamızı sınamak için vardır. Merhamet edilenler, bu ihtilaf içinde doğruyu bulanlar ve o doğruyu yaşatmak için mücadele edenlerdir.

Bugün ümmetin en büyük problemi budur: İhtilafı düşmanlık sebebi saymak. Oysa Allah, bu çeşitliliği yaratmış ve bize şöyle demiştir: "En güzel şekilde yarışın."

5. Güncel Helak Sebepleri-Sessiz Yığınlar, Alkışlayan Kalabalıklar

Geçmiş kavimlerin helakini tarihte kalmış sananlara bir çift sözümüz var:

  • Bugün, adaletin sesi susturulmuşsa,

  • Faiz sistemiyle toplum sömürülüyorsa,

  • Yetimlerin hakkı çalınıp lüks içinde saltanat sürülüyorsa,

  • Emeklinin lokması küçülürken, sarayların kapısı altınla kaplanıyorsa,

  • Alimler, hakikati değil, sultanı razı etmek için fetva veriyorsa,

  • Cami kürsüleri zulmü örtmek için kullanılıyorsa,

  • Sosyal medya gösterişi iman yerine geçiyorsa,

  • Hakikati haykıranlar terörist yaftasıyla susturuluyorsa,

...helak kapıdadır. Bu, tufanla değilse bile; çürüme, akıl tutulması ve kimlik yitimiyle olur. Nitekim yaşadığımız çağ, anlam yitiminin çağından başka bir şey değildir.

6. Ne Yapmalı? Hûd Suresi'nden Hayat Rehberi

  1. Susma! Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır. Hakkı konuş.

  2. Islah Et! Ailenle, çevrenle, toplumla irtibatını kesme. Güzelliği yay.

  3. Şımartılmış Refaha Kanma! İsrafı terk et, sade yaşa, paylaş.

  4. Farklılıkla Kavga Etme, Hakikati Ara! Tartışma değil tefekkür geliştir.

  5. Zulümle Alkışlanma, İmanla Diren! Popüler olmak değil, hak üzere olmak değerlidir.

7. Uyarı ve Müjde

Ey okuyan, yaşadığın çağ; Musa'nın Firavunla, İbrahim'in Nemrutla, Muhammed’in Ebu Cehil'le karşılaştığı çağ kadar karanlıktır. Ama aynı zamanda hakikatin parlayacağı çağdır. Eğer sen, bozgunculuğa karşı duranlardan olursan; Rabbin seni kurtarır. Eğer sen, zulmün içinde refaha kananlardan olursan; sonun tarih boyunca yazılmıştır.

Unutma:

"Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım" (Hûd/119)

Cehennem boşuna dolmayacak. Ya tarafını belirleyecek, ya da sürüklenen kalabalıkların arasında yitip gideceksin.

Ya hakikatin yolcusu olacaksın ya da helakin ortağı.

Erol Kekeç/31.05.2025/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Vahyin Önünde Çöküş- Hakikati Yazıp Satanlara Karşı Tüm Zamanlara Ültimatom

İnsanlık tarihinin en ağır suçlarından biri, hakikati bilerek tahrif etmek, onu çıkar uğruna eğip bükmek ve sonra da bu çarpıtılmış sözleri ...