Kur’an’ın sayfalarında yer alan her ayet, zaman üstü bir çağrıdır. Ancak bazı ayetler vardır ki, tıpkı bir güneş gibi çağları delip geçer ve hangi döneme düşerse orayı gündüz gibi aydınlatır. İşte Al-i İmran Suresi’nin 23, 24 ve 25. ayetleri, sadece tarihî bir kavmin hatasını değil, bugünün Müslüman toplumlarını da sarstığı gibi, gafletle karışık bir gururun iç yüzünü de açığa çıkarır. Bu ayetleri günümüzdeki zalim yapılar, kendini dinin temsilcisi sanan fakat hakkı gizleyip batılı yaşatan kişi ve yapılar, cemaatler ve tarikatlar çerçevesinde değerlendirmek; hakikatin üzerindeki örtüyü sıyırmak açısından hayati önem taşır.
1. Ayetin Gölgesinde Günü Yorumlamak
"Kendilerine Kitap’tan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için Allah’ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor." (Al-i İmran 3/23)
Bu ayetteki "Kitap’tan bir pay verilmiş olanlar" ifadesi, sadece geçmişte Yahudilere hitap etmemektedir. Bu, aynı zamanda günümüzde Kur’an’ı eline almış fakat onu hayatının dışında tutan, Allah’ın hükümlerine çağrıldığında yüz çeviren her birey ve grup için geçerli bir uyarıdır. Günümüzde din adına konuşan, vaaz veren, hutbeler düzenleyen, fetvalar dağıtan birçok grup, Allah’ın Kitabına değil, kendi şeyhinin sözüne, kendi liderinin görüşüne itibar etmektedir.
Bazı cemaatler ve tarikatlar, Kur’an’ın açık hükümleri karşısında bile kendi yazılı olmayan kültürel miraslarını, geleneklerini, hatta şeyhlerinin rüyalarını ön plana koyabilmektedir. Hüküm için Allah’ın kitabı yeterli görülmemekte, adeta onun yanında alternatif bir din inşa edilmektedir.
2. Sayılı Günler Aldatmacası
"Bunun sebebi, onların, 'Bize ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır.' demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır." (Al-i İmran3//24)
Bu ayetin günümüzdeki izdüşümünü anlamak için çok uzağa gitmeye gerek yok. Bazı insanlar, belli ibadetleri yapmalarıyla kurtulacaklarını sanırlar. Cuma namazına gitmek, Ramazan orucunu tutmak, kandil gecelerinde mevlit dinlemek gibi sembolik dini eylemleri yeterli görerek, Kur’an’ın ahlaki ve siyasi hükümlerini hayatın dışına itenler bu ayetin günümüzdeki izdüşümüdür.
Tarikat ve cemaat yapılarında ise bu daha derindir. “Şeyhin duası seni kurtarır”, “bir kere zikir yaptın mı, cehenneme uğramazsın”, “tarikata mensup olanlara hesap yok” gibi bâtıl inançlar, insanların din adına uydurulmuş yalanlara kanmasına neden olmaktadır. Bu sözde teminatlar, Allah’ın koyduğu adalet sistemini boşa çıkarma çabasıdır. Fakat ayetin sonunda ifade edildiği gibi bu sadece bir aldanmadır.
3. Büyük Günün Hakikati
"Bakalım, kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen ödendiği vakit, hâlleri nice olacaktır." (Al-i İmran3/25)
Bu ayet, bir uyanıştır. Her şeyin ortaya serileceği o büyük günün kesinliğinden bahsedilmektedir. Hiç kimsenin başkasının kisvesiyle, grubun halesiyle kurtulamayacağı, herkesin sadece kendi kazancıyla yüzleşeceği bir gündür bu.
Bugün Müslüman olduğunu söyleyen, ama adalet yerine zulmü destekleyen, Kur’an yerine cemaat liderinin kitaplarını referans gösteren, mazluma değil zalime yakın olan herkes, o günde kendi tercihlerinin karşılığını görecektir. Tarikat şeyhi, cemaat lideri, dini istismar eden siyasi figür, her biri, hakikatin terazisinde tek tek tartılacak.
4. Günümüzün Yüz Çevirenleri Kimlerdir?
Ayette geçen "yüz çevirenler" yalnızca Allah'ın ayetlerine değil, aynı zamanda adalete, merhamete ve hakikate de sırtını dönenlerdir. Bugün bu tanımın içerisine:
Kur’an’ın hükümlerini açıklayan ayetleri toplumdan gizleyen din görevlileri,
Hakkı konuşan alimleri susturan dini yapılar,
Sadece belli siyasi partilere yaltaklanan, zulme ses çıkarmayan cemaatler,
Dini kullanarak kendi ticari imparatorluklarını büyüten tarikat liderleri,
Mazlumun değil güçlü olanın yanında duran sözde İslamcılar,
girebilir.
Hepsine düşen şu sorudur: Allah’ın kitabına gerçekten başvuruyor musunuz? Yoksa onu bir mevlit kitabına, ölüler için okunan bir metne mi çevirdiniz?
5. Aldanmanın Anatomisi
Ayetin 24. kısmında geçen "Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır" ifadesi, dini eğip bükerek kendi arzu ve çıkarlarına uygun hale getirenlerin psikolojik durumunu tanımlar. Bugün “dinî liderin kerameti”, “şeyhin cezbeli hali”, “cemaatin siyasetteki ağırlığı” gibi söylemlerle yapılan aldatmacalar, insanların hem bu dünyada hem ahirette kaybetmesine neden olmaktadır.
Dinin özünden, yani Kur’an’dan, adaletten, iyilikten uzaklaşmış her yapı kendi oluşturduğu dinle insanları oyalamaktadır. Ve bu oyalanma, en büyük kayıptır.
6. Ayetlerin Işığında Bir Uyanış Çağrısı
Bu ayetleri sadece tarihi kıssalar olarak görmek, onlara yapılacak en büyük haksızlıktır. Bu ayetler bize şunu söyler:
Allah’ın kitabı hayatın merkezinde olmalıdır.
Hiçbir şeyh, lider, cemaat Kur’an’ın üstünde değildir.
Kurtuluş, sadece hakikate sarılmakla mümkündür.
Günübirlik dini yaşantı, ahiretteki hesabı kurtaramaz.
Herkes, kendi yaptığından sorguya çekilecektir.
Güneşe Göz Kapatmak, Karanlığı Getirmez
Al-i İmran Suresi’nin bu üç ayeti, içinde yaşadığımız çağın fotoğrafını çeker gibidir. Hakikate değil şahıslara kul olanlar, Allah’ın hükümleri yerine cemaatin menfaatini önceleyenler, uydurma hadisler ve hurafelerle dini kurgulayanlar bu ayetlerde uyarılmaktadır. Güneş gibi parlayan bu ayetlere göz kapatmak, karanlıkta kalmak demektir.
Bu yüzden çağrımız açıktır: Din adına konuşan, yön veren her yapı Kur’an’ın terazisine konmalıdır. Aksi hâlde, yüz çevirenlerden olmaktan kimse kurtulamaz. Din, kimsenin oyuncağı değildir. Allah’ın dini; adalet, hakikat, merhamet ve hikmet dinidir. Ve bu din, hesap gününde, kimseye torpil geçmeyecektir…
Erol Kekeç/15.04.2025/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder