30 Nisan 2025 Çarşamba

Kaderin Perdesi (İstismarın İlahi Kılıfa Büründürülüşü ve Toplumsal İkiyüzlülük)

 



Maden ocağı çöker, insanlar ölür. “Kader” denir.
Asker şehit olur, “Bu işin doğası” denir.
Sel basar, deprem yıkar, açlık yayılır, sefalet çöreklenir… “İmtihandır” denir.
Ama aynı kader, bu sözleri söyleyenlere asla uğramaz.
Onlar; zırhlı araçlarla gezer, özel jetlerle uçar, her adımlarında koruma orduları eşlik eder.
Bu ne tuhaf kaderdir ki, yalnızca mazlumlara, yoksullara, korunmasızlara işler?
Bu ne garip “imtihan”dır ki, hep aynı sınıf sınanır; hep aynı sınıf geçer?

İşte tam da burada, toplumsal vicdanın çatladığı, hakikatin örselendiği, kaderin bir istismar aracına dönüştüğü o kırılma noktasındayız.

Kaderin Anlamı ve İstismarı

Kur’an-ı Kerim’de kader, Allah’ın kudretiyle varlıklara ölçü ve denge koymasıdır (Kamer 54/49):
“Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.”
Bu ölçü, doğanın düzeniyle, insan iradesiyle, toplumsal yasalarla ve ahlaki sorumlulukla birlikte işler. Kur’an’da kader; pasif kabullenişin değil, bilinçli tercihlerin, tedbirin, emek ve sorumluluğun yanında anılır.

Ancak modern toplumlarda ve otoriter yapılarda kader kavramı, adaletsizlikleri meşrulaştırma aracı olarak kullanılır.
Madende alınmayan tedbirlerin sonucu ölüm olur ama üst düzey bürokrat, “Bu işler olur,” der.
Askerler yetersiz teçhizatla şehit düşer ama “Şehitlik makamdır” denir.
Köylü selde boğulur ama “Takdir-i İlahi” denir.

Bu yaklaşım Kur’an’ın öğrettiği kader anlayışıyla taban tabana zıttır. Çünkü Kur’an, tedbiri imandan sayar:
“Tedbir almadan tevekkül eden kişi, hurma dalına binip düşman üzerine saldırmaya benzer.” (Hadis, Tirmizi)

İkiyüzlülüğün Ayetlerdeki Karşılığı

Kur’an, çifte standardı, adaleti sadece belli sınıflara uygulamayı açıkça eleştirir:
“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adil olun! Bu, takvaya daha yakındır.” (Maide 5/8)

Kendilerine zırhlı araç, özel uçak, koruma ordusu sağlayanlar; toplumun geri kalanına “kader” öğütü veriyorsa bu açık bir zulümdür.
Kur’an’da zulmün cezası çok ağırdır. Zulüm; sadece başkasının hakkını yemek değil, aynı zamanda adaleti sistemli şekilde çarpıtmaktır:
“Zalimler felah bulmaz.” (Kasas 28/37)
“Allah, zalimleri sevmez.” (Âl-i İmran 3/57)

Örneklerle Sosyal Gerçeklik ve Çelişkiler

  • Depremler ve Binalar:
    2023’te yaşanan büyük depremler, kader değil, rant düzeninin ve denetimsizliğin sonucudur.
    Müteahhit zenginleşir, denetçi susar, belediye göz yumar; sonunda binlerce kişi ölür.
    Siyasetçi çıkar: “Kader!” der. Ama kendi evi sağlam zemine yapılmış, Japon standardında güçlendirilmiştir.
    Bu çelişkiyi Kur’an şöyle dile getirir:
    “İnsanların kendi elleriyle işledikleri yüzünden karada ve denizde bozulmalar meydana gelir.” (Rum 30/41)

  • Açlık ve Fakirlik:
    Yoksulluk, emekçiye “İmtihanın” gereği gibi sunulur.
    Ama zenginler için “Allah onları seviyor” algısı oluşturulur.
    Kur’an’da bu tür sınıfsal üstünlük anlayışı reddedilir:
    “Malları ve çocukları onları Allah’a yakınlaştıracak şeyler değildir.” (Sebe’ 34/37)
    Gerçek imtihan, aşırı servetin nasıl kullanıldığıdır.
    İnsana sorulur:
    “Yetimi itip kakmaz mısın? Fakiri doyurmaya teşvik etmez misin?” (Maun 107/2-3)

  • Savaşlar ve Şehitlik:
    Askerin eline eski silah verilir. Eğitim yetersizdir. Güvenlik açığı barizdir.
    Ama ölenler için “şehit” denir, mesele kapanır.
    Oysa şehitlik, sorumluların hesabını ortadan kaldırmaz.
    Kur’an’da sorumluluk zinciri çok net kurulur:
    “Ey inananlar! Kendinize ve emriniz altındakilere dikkat edin.” (Tahrim 66/6)

Kaderi İstismar Edenlerin İnançsızlığı

En acı çelişki, kaderi başkalarına dayatanların aslında ona hiç inanmamalarıdır.
Kendileri için en modern güvenlik sistemlerini, en pahalı tedavi imkânlarını, en gelişmiş teknolojileri tercih ederler.
Ama köylü için: “Allah ne verdiyse o…”
Emekçi için: “İmtihan dünyası…”

Bu, samimiyetsizliktir. Ve Kur’an, münafıklığı, yani inandığını söylediği şeye aslında inanmamayı şöyle tanımlar:
“İnsanlardan öyleleri vardır ki, ‘Allah’a ve ahiret gününe inandık’ derler; hâlbuki inanmazlar.” (Bakara 2/8)

Alternatif Bir Toplum İçin Kur ’ani Model

Kur’an’ın önerdiği toplumda:

  • Adalet temel ilkedir: “Adaleti ayakta tutan olun.” (Nisa 4/135)

  • Tedbir esastır: Hz. Yusuf’un kıtlık öncesi Mısır için tahıl depolaması örnektir.

  • İyilik yarışıdır: “Hayırda yarışın.” (Bakara 2/148)

  • Zenginlik sorumluluk doğurur: “Onların mallarında muhtaç ve yoksulun hakkı vardır.” (Zariyat 51/19)

Bir toplum ancak bu ilkelerle “kader”i adil ve bilinçli şekilde yaşayabilir.

Kaderin Adaletle Buluşması

Gerçek kader anlayışı:

  • İnsanı sorumluluktan kaçırmaz, sorumluluk yükler.

  • Acıyı meşrulaştırmaz, onarıcı tedbirler almayı emreder.

  • Sınıfsal çelişkileri değil, toplumsal dengeyi hedefler.

  • Güç sahiplerinin değil, hak sahiplerinin yanında durur.

Sonuç

Kaderi bir kader gibi değil, bir susturucu olarak kullananlar; mazlumun değil zalimin yanındadır.
Gerçek inanan, hem dua eder hem önlem alır. Hem tevekkül eder hem hesap sorar.
Çünkü Kur’an’ın topluma çizdiği yol, suskunluk değil sorumluluktur.
Ve şu soruyu da unutmamak gerekir:
“Siz ne biçim bir hüküm veriyorsunuz?” (Saffat 37/154)

Bahadır Hataylı/22.02.2025/Namazgah/İST

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Vahyin Önünde Çöküş- Hakikati Yazıp Satanlara Karşı Tüm Zamanlara Ültimatom

İnsanlık tarihinin en ağır suçlarından biri, hakikati bilerek tahrif etmek, onu çıkar uğruna eğip bükmek ve sonra da bu çarpıtılmış sözleri ...