14 Şubat 2025 Cuma

ÇILDIRMADAN ÇILGINLAŞMAK İŞİMİZ

Gecelerden bir gece, zamanı unutulmuş, kelimeleri yitik bir dünün çığırtkan sözleri yankılanıyordu kulaklarımızda. O görkemli masallarla bezeli topraklarda bir zamanlar yankı bulan umut, şimdi dağların ardına gizlenmiş gibiydi. Elime bir demet kurumuş çiçek aldım; boynu bükük, rengi solmuş, ama kökleri hala toprağa şükür eden o çiçekleri... Bir kayanın dibine oturup sazıma dokundum. Telin çıkardığı ses bana şu sözleri fısıldadı: "Sen ağlama, çünkü gülerken yakışmaz o yaşlar senin gözlerine."

Bu toprakların sesi, bir zamanlar atın nallarında yankılanırdı. Asya’nın rüzgarlarını ardımıza alıp yorulmadan geldik buralara. Her çiçeğin tomurcuğunda bizim kokumuz vardı; o tomurcuklar, bir gün çiçek açacak ve dünyanın dört bir yanına umut olacak. Ama şimdi, çiçeğimizin yaprağına sinen solgunluktan başka bir şey göremiyoruz. Bayram şarkılarıyla dolu o günün hayalini kuruyoruz. Kalkın! Hayalini kurduğumuz o bayramı şimdiden kutlayalım. Ama söyleyin bana, bu kutlamaya layık hale gelmek için ne yaptık?

Ey bu toprakların insanı! Sen ki korkusuz bir rüzgâr gibi dağları aşardın, ovaları dize getirirdin. Ama şimdi kim kandırdı seni? Kim köreltti o keskin bakışlarını? Bir bak kendine, yakışıyor mu sana bu suskunluk, bu kabulleniş? Seni anlatmayacağım çünkü seni biliyorum. Ama bahtına yazılan o kara sayfaların önündeki perdeyi aralayacağım ki sen de görebilesin. Gerçek şu ki; tarih senden bahsetmekten yoruldu, şimdi kendine dönme vaktin geldi.

Bir zamanlar selamsız geçmezdin yolları. Fukaranın gözleri yollarda hep seni arardı. Ben de şimdi seni arıyorum. Fukaralaştım; hayallerim, umutlarım yitik. Neredesin ey korkusuz cengâver? Neredesin ey mazlumun yoldaşı? Sen ki geceyi, gök kubbeyi şahit tutarak çıkardın yollara. Yüreğindeki inanca tutunarak varırdın mazlumun kapısına, öğrenirdin acılarını, konardın zalimin başına. Adaletinle yerleri inlettiğin o günleri hatırla. Şimdi suskun musun? Gömüldüğün o ölü toprağını yırt ve kalk ayağa. Yitirdiğin şeyi geri kazan.

Biz hala bekliyoruz. Şu toprakları inletecek o sesi. Tekrar dağlarda yankılanacak adalet nidasını. Ey bu toprağın çocukları, kendinize gelin! Şu an sadece sözlerle çıldırmak değil, çılgın bir kararlılıkla kalkıp iş yapmak vaktidir. Küllerinden yeniden doğanın öyküsünü biz yazacağız. Tarih de, bu öyküyü unutmayacak.

Erol Kekeç/13.02.2025 16:20/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Vahyin Önünde Çöküş- Hakikati Yazıp Satanlara Karşı Tüm Zamanlara Ültimatom

İnsanlık tarihinin en ağır suçlarından biri, hakikati bilerek tahrif etmek, onu çıkar uğruna eğip bükmek ve sonra da bu çarpıtılmış sözleri ...