Ölüm döşeğindeki yaşlı bir adam, gözleri yavaş yavaş kapanırken sevdiklerine bakarak konuşur.
"Bana bakıyorsunuz şimdi... gözlerim kapanmaya başladıkça sizin yüzleriniz gözlerimin önünde bir ışık gibi parlıyor. Bu son anlarımdan bir şeyler öğrenin istiyorum. Biliyorum, vakit yaklaştı; ama kalbimde biriktirdiğim onca şey var, sizinle paylaşmadan gitmek istemem.
Ah, hayat… Ne kadar güzel, ne kadar tuhaf bir yolculuktu. Bazen öyle hızla geçip gidiyor ki, o güzellikleri yaşarken fark edemiyorsunuz. Şimdi düşünüyorum da, ne çok anı biriktirmişim, ne çok hatıra saklamışım. Ama hepsi bir bulut gibi geçiyor işte gözlerimin önünden; tıpkı rüzgârda savrulan yapraklar gibi. Kimileri tatlı, kimileri acı…
Gençken… gençken her şeyi yapabileceğinizi sanıyorsunuz. Sanki dünya sizinmiş gibi… Sanki hayat hiç bitmeyecekmiş gibi. Ama o kadar hızlı akıyor ki zaman, bir bakıyorsunuz, her şey geride kalmış. Gençler, bunu unutmayın: Hayat, göz açıp kapayıncaya kadar geçip gidiyor. Gençliğinize kapılıp da ihmal ettiğiniz şeyler, bir gün gelip sizi bulur, sizi sorguya çeker. Şimdi, burada, ölüm döşeğinde, her bir hatam, her bir pişmanlığım gözümün önünde… Hangi anılarımı sevgiyle hatırlıyorum biliyor musunuz? O içten sevdiklerimi, kimseye gösteriş yapmadan, saf ve temizce hissettiklerimi. Hayatın sonlarına geldiğinizde, geride kalan tek şey, saf olan hislerinizdir.
Bir kere daha başa dönsem… ah, bir daha olsa şu dünyaya gelişim, bilirsiniz, bazı şeyleri çok farklı yapardım. Örneğin, bir şeyleri ertelemekten vazgeçerdim. Evet, hep yarına bıraktığımız şeyler var ya, işte onlar. 'Sonra yaparım,' dediğimiz, 'Bir gün vaktim olacak nasılsa,' diye düşündüğümüz her şey. Ama işte, o 'bir gün' hiçbir zaman gelmiyor… Gençler, sakın ertelemeyin, sevdiğiniz birine onu sevdiğinizi söylemekten, bir dostunuzu aramaktan, özür dilemeniz gerekiyorsa özür dilemekten kaçınmayın. Bir gün bakarsınız, o fırsatlar da gitmiş, onlar da size sırt çevirmiş.
Sevdiğim dostlar, çocuklarım… Size söylemek istediğim çok şey var. En önemli olanı ise şu: Hayatınızda öyle anlar gelecek ki, size zor gelecek, acı verecek. Ama sakın umudunuzu yitirmeyin. Hayat, bazen serttir, evet; bazen rüzgâr çok soğuktur, yağmurlar çok sert yağar. Ama inanın, o yağmurlar, o rüzgârlar, sizin büyümeniz için var. Güçlenmeniz, olgunlaşmanız için. Her acı bir öğretmendir. Ben de öğrendim zamanla, hayatın bana fısıldadıklarını. Belki başta anlamadım, belki çoğu zaman görmezden geldim. Ama artık biliyorum, her yaşanan, size kendinizi tanımanız için, kalbinizi anlamanız için verilmiş bir hediye.
Ve size son bir şey daha söylemek istiyorum: Gittiğiniz yerde, karşınıza çıkan her kim olursa olsun, ona sevgiyle yaklaşın. Kalbinizde kin, öfke biriktirmeyin. O yükler çok ağır, o yükler insanı çökertir. Bir gün, benim gibi son nefesinizi vermek üzere olduğunuzda, kalbinizdeki yüklerden kurtulmuş olarak gitmek istersiniz. Bunu bugün yapın, hemen şimdi yapın. İnsanları affedin, kendinizi affedin. Çünkü affetmek, sizin özgürlüğünüzdür, sizin ruhunuzun hafiflemesidir.
Ben, şimdi, bu dünyadan gitmek üzereyim. Belki birazdan… belki birkaç saat sonra, artık burada olmayacağım. Ama her birinizin yüzünü, her birinizle geçirdiğim güzel anları yanıma alarak gidiyorum. Nerede olursam olayım, biliyorum ki sevgiyle hatırlanacağım, tıpkı sizin beni sevdiğiniz gibi. Birbirinizi sevin, birbirinizi destekleyin. Çünkü, hayat dediğiniz bu yolculukta, birbirimizden başka hiçbir şeye güvenemeyiz. En değerli şey, bu dünyada birbirinize duyduğunuz sevgidir.
Şimdi, gitme vakti. Kalbinizde her zaman sevgi olsun, her zaman umut olsun. Güzel günler, güzel anılar sizinle olsun… Beni böyle hatırlayın. Elveda…"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder