18 Ekim 2024 Cuma

Ölüme Yalnız Gidilir

Bu dünyada sadece mutlu olmayı istemek bazen yeterli gibi görünür, ama biz bunu hep daha ileriye taşımaya çalıştık. Hep biraz daha fazla, biraz daha derin, biraz daha "diğerlerinden üstün" olmayı hayal ettik. Sanki başkaları bizden daha fazla mutluymuş gibi bir yanılsamanın peşinden koştuk ve o peşinde koşulan "daha fazla" her seferinde elimizin altından kayıp gitmeye başladı.

Bir yandan, aslında mutluluğun ölçüsünü başkalarına göre belirlemeye başladıkça, kendi içimizdeki tatmini yitirmeye başladık. "Yalnızım," demekten korkar hale geldik. Oysa ki yalnızlık, insanın en gerçek arkadaşı olabilir; zira insan, yalnız kaldığında en derin düşünceleriyle yüzleşir. Kendine dönmenin, gerçek anlamda anlam bulmanın bir yolu olduğunu fark edersin. Ama biz ne yaptık? Yalnızlığı ötekileştirdik. Sanki yalnız olmak eksiklikmiş gibi, toplumun yarattığı sosyal normlara uymak için mücadele ettik, o kalabalığın içindeyken bile aslında içsel bir yalnızlık yaşadık.

Her şeye alışacağız bir gün. En sevdiğimiz şarkıların bile artık yüreğimizi sızlatmadığını fark edeceğiz. Notalar eskisi gibi içimizi titretmeyecek. Çünkü o şarkılar, belki bir zamanlar bizi biz yapan duygulara dokunmuş olabilirler, ama zamanla o duyguların yerine başka şeyler yerleşti. Kırgınlıklar, hayal kırıklıkları, yanlış anlaşılmalar… Şarkılar bile dilimizden dökülmeyecek bir noktaya geleceğiz. Bir noktadan sonra yalnız yaşamayı kabullenecek, yalnız ölmek için hazırlanacağız.

Bu, kaçınılmaz bir farkındalık. Kimse yalnız ölmek istemez, ama bir yandan da hepimiz bu dünyada tek başımıza mücadele ederiz. İçsel yalnızlığımızla yüzleşmek zorunda kalırız. Tüm bu süreçte fark etmemiz gereken en önemli şey ise mutluluğun dışarıdan değil, içeriden gelmesi gerektiğidir. Başkalarının daha mutlu olduğunu düşünmek, sadece kendi mutluluğumuzu bulmamızı geciktirir. Mutluluk, diğerlerinin ne kadar mutlu olduğuyla değil, bizim ne kadar kendimizle barışık olduğumuzla ilgilidir.

Unut artık bildiğin bütün şarkıları, çünkü o şarkılar bir zamanlar seni bir yerlere götürmüştü ama artık eski gücünde değiller. Şimdi seni taşımayacaklar. Zihnindeki eski şarkıları unutarak, yeni bir melodi aramalısın. Kendi içsel sesini bulmalı, kendi yaşam ritmini oluşturmalısın. Çünkü bu dünyada "diğerlerinden daha fazla mutlu olma" yarışına girdiğimizde, aslında ne başkalarının mutluluğuna ulaşabiliyoruz, ne de kendi gerçek mutluluğumuzu bulabiliyoruz.

Yalnız yaşa ve hazırlan yalnız ölmeye… Bu bir yenilgi değil, aksine bir farkındalık. İnsan, yalnızlığını kabul ettiğinde, gerçek anlamda bağımsız olur. Kendi iç sesine güvenmeye başlar, dışarıdan gelen onaylara değil. Bu içsel özgürlük, bizi en gerçek, en sahici mutluluğa götüren yoldur.

Bahadır Hataylı/İST


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Vahyin Önünde Çöküş- Hakikati Yazıp Satanlara Karşı Tüm Zamanlara Ültimatom

İnsanlık tarihinin en ağır suçlarından biri, hakikati bilerek tahrif etmek, onu çıkar uğruna eğip bükmek ve sonra da bu çarpıtılmış sözleri ...