Gökten Açılan Kapı ve Körleşmiş Gözler Bir Tapınmanın Anatomisi
“Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine 'Gözlerimiz döndürüldü, biz herhâlde büyülenmiş bir toplumuz' derlerdi.”(Hicr Suresi, 14–15)
İnkarcı Zihniyetin Psikolojisi
Bu ayet, Kur’an’da sıkça karşılaştığımız delil karşısında bile inkârı sürdüren zihniyetin sembolik bir anlatımıdır. Ayet bir mucizeyi, olağanüstü bir durumu temsil eder: Gökten bir kapı açılması. İnsanlar bu mucizeyi bizzat tecrübe etseler dahi, görsel bir mucizeyle karşılaşmalarına rağmen inkârlarını sürdürmektedirler. Çünkü sorun delilin yokluğu değil, vicdanın, aklın ve kalbin mühürlenmesidir.
"Gözlerimiz döndürüldü, büyülenmişiz" demeleri, doğru olanı görme kapasitelerini kaybettiklerini ve inkârlarına bahane üretme reflekslerini gösterir. Asıl sorun delil yetersizliği değil, tutkulu bir saplantı ve inatçı bir körlüktür.
Bugün de bu ayetin yansımasını yaşıyoruz.
Eleştirilemeyen İlahlar Putlaştırılmış Liderlik
Toplumun geniş bir kesimi, bazı şahsiyetlere öyle bir bağlılık geliştiriyor ki artık inandıkları kişiyi eleştirmek değil, anlamaya çalışmak bile bir suç sayılıyor. Bu bağlılık öyle fanatik, öyle şuurdan uzak ki, her açıklamayı bir keramet sayıyorlar.
Ne kadar büyük yanlış olursa olsun…
-
Ekonomi çöker,
-
Liyakatsizlik ülkeyi boğar,
-
Adalet sistemine güven kalmaz,
-
Gençler yurt dışına kaçmak ister,
-
Toplum huzursuzlukla kıvranır,
Ama tüm bu belirtiler ortadayken, bu kişiler hâlâ çıkıp şöyle derler:
“Bu adamın mutlaka bir bildiği vardır. O’nun hikmetine akıl ermez.”
Bu cümleler, aklın iptal edildiği, şahsiyetlerin ilahlaştırıldığı bir putçuluk türüdür. Tıpkı ayetteki gibi: Gökten bir kapı açılsa, “Bu gerçek değil, büyülenmişizdir” denilecek bir inkar ve kör inançla karşı karşıyayız.
Hatalarına Kılıf, Eleştiriye Kurşun
Bugün bir yöneticinin herhangi bir uygulamasına ya da kararına dair eleştiri getirirseniz hemen bir suçlama gelir:
-
“Sen vatan hainisin!”
-
“Sen dış güçlerin maşasısın!”
-
“Sen onun ne yaptığını anlayamazsın, çünkü büyük bir oyunu bozuyor!”
Böylece hiçbir davranışa, karara veya politikaya akıl terazisiyle bakılamaz hale gelinir. Çünkü o kişi artık bir politik figür değil, mitolojik bir varlıktır. Eleştirmek dine, millete, hatta kutsallara hakaret sayılır.
Neden Böyle Bir Körleşme Olur?
-
Korku: İnsanlar hakikati kabul ederse, yıllarca yanlışın peşinden gittiklerini fark edecekler. Bu da egolarını yıkar. O yüzden inkâr etmeye devam ederler.
-
Çıkar: Mevcut sistemden nemalananlar, eleştiriyi kendi çıkarlarına tehdit olarak görür.
-
Kültürel Kodlar: Doğrudan “itaat” üzerine kurulu zihin yapısı, bireyleri sorgulamaktan uzak tutar. Bu yapı içinde birini kutsamak kolaydır.
-
Karizmatik Liderlik: Bireyler, zorluklar içinde bir "kurtarıcı" figürüne sarılmak ister. Bu duygusal bağ, aklı devre dışı bırakır.
Gökten Açılan Kapı Bugün Ne Olabilir?
-
Belgelerle ispatlanmış yolsuzluklar?
-
Resmî raporlarla sabit ekonomik çöküş?
-
Uluslararası arenada ülkenin yalnızlaşması?
-
Din adına yapılan sahtekârlıklar?
-
Adalet sisteminin çürümesi?
Bunların her biri, günümüz insanı için birer “gökten açılmış kapı” gibidir. Ama buna rağmen inanmayanlar şunu söyler:
“Bu belgeler yalandır, iftiradır! Her şey ona karşı kurulan bir kumpastır!”
İşte gözü döndürülmüş toplum böyle konuşur. Gerçeği gözünün önüne getirsen de “Bu bir büyü” der, çünkü kendi inancıyla çelişmek istemez. Ayetteki toplumla birebir örtüşen bir psikolojik savunmadır bu.
Tapınma ile Sadakat Arasındaki İnce Çizgi
Sadakat, doğruya ve adalete bağlılıktır. Haksızlığa, yanlışa, zulme karşı durabilmektir.
Tapınma ise, doğru-yanlış demeden bir şahsı kutsamak ve ona karşı her eleştiriyi düşmanlık saymaktır.
Bugün ne yazık ki toplumsal sadakatten değil, politik tapınmadan bahsediyoruz.
Gözleriniz Dönmeden Önce
Kur’an bu gibi sapmaları yalnızca tarihî olaylar gibi anlatmaz. Aynı zamanda bugün ve her zaman için bir uyarıdır. Gökten bir kapı açılsa da inkâr eden bir toplum gibi olmamamız için:
-
Aklımızı kullanmalı,
-
Delillere saygı duymalı,
-
Hiçbir insanı ilahlaştırmamalı,
-
Hakkı ve adaleti her şeyin üstünde tutmalıyız.
Büyülenmiş Toplumlar Gerçeğe Uyanamaz
Ayetin sonunda anlatılan “biz büyülenmişiz” cümlesi, bugünün toplumlarında da yankılanıyor.
Ve unutmayalım:
Gerçeği reddetmenin en büyük bedeli, yalana iman etmektir.
Bahadır Hataylı/21.07.2025/Sancaktepe/İST

