12 Şubat 2025 Çarşamba

Kibrin Karanlığı Adaletin Alevi yakıp kavuracak Tağutları

Dünya zulümle dolmuşken sessiz kalmak, zulmü onaylamaktır! İşte bu yüzden, hakkı haykırıyorum! Şüphesiz, her çağda Firavunlar, Nemrutlar ve Karunlar oldu; ama onların karşısına çıkan Musa’lar, İbrahim’ler ve Yusuf’lar da vardı! Bugün de, çağın zalimlerine karşı haykırmanın, hakkı savunmanın zamanıdır!

Ey kendini güçlü zannedenler! Gerçek güç sizde mi sanıyorsunuz? Servetiniz, ordularınız ve silahlarınız sizi koruyacak mı? Oysa Allah, her şeyin üzerindedir! Unutmayın, Nemrut kendini ilah ilan ettiğinde bir sivrisinek onun sonunu getirdi. Firavun, denizleri aştığını sandığında, aynı sular onun boğuluşuna şahit oldu. Karun, hazinelerinin anahtarlarını bile taşıyamazken, toprağın derinliklerine gömüldü. Siz de aynı akıbetten kaçabilir misiniz?

Ey zalimler! Siz, mazlumların ahını aldınız! Yetimin hakkını gasp ettiniz, masumların kanını akıttınız, zayıfları ezdiniz. Ama unutmayın, her zalimin bir sonu vardır! Gazze’nin sokaklarında yankılanan çocuk çığlıkları, Arakan’da akan gözyaşları, Doğu Türkistan’da susturulan dualar, sizin hesap gününüzün yaklaşmakta olduğunun işaretidir! Rabbimizin adaleti gecikmez, mutlaka tecelli eder!

Ey ABD! Ey Trump! Ey Siyonist Netanyahu! Siz, kibir ve gururunuzu bir zırh gibi kuşandınız. Kendinizi yenilmez, dokunulmaz ve üstün sandınız! Ama bilmelisiniz ki, bu kibir ve gurur insanlığın uyanışına vesile olacak! Mazlumlar, sizin acımasızlıklarınızı gördükçe dirilecek, sizin gaddarlıklarınızı öğrendikçe birbirine kenetlenecek! Gücünüz, sandığınız gibi mutlak değildir. Allah'ın gazabı üzerinize çöktüğünde, ne zırhınız, ne silahlarınız, ne de gizli anlaşmalarınız sizi kurtaracak! Tarihin çöplüğüne atılacak ve yerle yeksan olacaksınız!

Ey İslam alemi! Siz neyi bekliyorsunuz? ABD’nin insafına sığınarak adalet mi bekliyorsunuz? Siyonistlerin vicdanına güvenerek merhamet mi umuyorsunuz? Oysa onlar, insanlığı sadece çıkarları için kullanır, menfaatleri bitince de yok ederler! Siz, kendi kardeşlerinize sırt çevirip, zalimlerin kapısında medet umuyorsunuz! Unutmayın, bu gaflet size pahalıya mal olacak! Allah’ın dinini, mazlumların hakkını savunmayanlar, cehenneme odun olmaktan başka neyi hak ederler?

Bizler, korkaklar gibi yaşamak için yaratılmadık! Bizim yolumuz, peygamberlerin yoludur! Hz. İbrahim gibi ateşe atılmayı göze alırız, ama hakkımızdan vazgeçmeyiz! Hz. Musa gibi zalimin karşısına dikiliriz, ama zillete boyun eğmeyiz! Hz. Muhammed (s.a.v.) gibi bir avuç inanan olarak yola çıkarız, ama dünyaya adalet getiririz! Çünkü bizim sahibimiz Allah’tır! O bize yeter!

Ey gaflet içinde uyuyanlar! Hangi dünyaya aldanıyorsunuz? Sizi aldatan, sahte gücünüz mü, geçici saltanatınız mı, elinizde tuttuğunuz servet mi? Allah’ın huzuruna çıktığınızda, bu dünyada kazandığınız ne varsa hepsi elinizden gidecek! O gün ne paralarınız, ne makamlarınız, ne de sahte dostlarınız sizi kurtaracak! Sadece amellerinizle baş başa kalacaksınız!

Bu bir çağrıdır! Hakkın yanında yer alın! Sessiz kalan dilsiz şeytandır! Zalimlere karşı durmak, imanımızın gereğidir! Unutmayın, biz ölsek de kazananlarız! Çünkü bizim için ölüm, yok olmak değil, sonsuz hayatın başlangıcıdır! Oysa sizin için ölüm, azabın kapısıdır!

Allah şahidimiz olsun ki, zalimlerin karşısında susmayacağız! İzzetle yaşamak, zillete boyun eğmekten bin kat daha değerlidir! Hodri meydan! Bakalım kim kazanacak? Rabb’im şahidimizdir, zafer inananlarındır!

Erol Kekeç/13.02.2025-01.45/Sancaktepe/İST

11 Şubat 2025 Salı

Hazin Bir Son Gerçek Bir Başlangıç

Dünya, bir imtihan yeridir. Ancak bu gerçeği unutanlar, burada sonsuz yaşayacaklarını sananlar, hesap gününü düşünmeden hareket edenler, zalimlikte yarışanlar, hak ile batılı birbirine karıştıranlar her geçen gün çoğalıyor. Güç ve makam hırsıyla gözleri kör olanlar, yetimin hakkını yiyenler, adaleti kendi çıkarlarına göre eğip bükenler, mazlumların çığlığını duymayanlar, kendilerini dokunulmaz zannedenler…

Ama her şeyin bir sonu var. Ve bu son, aslında gerçek bir başlangıç olacak. Çünkü bu dünya geçici, aldatıcı ve sınırlı bir sahneden ibaret. Burada her türlü yalan, hile ve zulümle kendine taht kuranlar, orada hiçbir bahaneye sığınamayacak. Çünkü Allah’ın adaleti şaşmaz. O, kullarına zerre kadar haksızlık etmez. Ama bu dünyada adaleti çiğneyenler, hesap gününün çetinliğini unutanlar, sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayanlar, büyük bir yanılgının içindeler.

Hesapsız Yaşayanların Hesap Günü

Bugün yeryüzüne bakın. Zengin, daha zengin olmak için fakirin sırtına basıyor. Güçlü, daha güçlü olmak için mazlumun kanını döküyor. Vicdanını satmış yöneticiler, halklarının emeğini çalıyor. Adaleti sağlamakla görevli olanlar, paraya ve makama boyun eğiyor. İnsanlık onuru ayaklar altında eziliyor. Haram, helal diye bir kaygı taşımadan yaşayanlar, dünyayı kendi tapulu malı sanıyor.

Ama bu düzen sonsuza kadar sürmeyecek. Çünkü bu dünyada yapılan hiçbir şey unutulmaz. Her söz, her adım, her niyet kaydedilir. "Kim zerre kadar hayır işlerse onu görür, kim zerre kadar şer işlerse onu görür." (Zilzal Suresi/ 7-8)

Bu ayeti düşünelim. Bir zerre kadar bile haksızlık yapılsa, hesabı sorulacak. Bir zerre kadar bile iyilik yapılsa, karşılığı verilecek. O gün geldiğinde kimse "Bilmiyordum", "Haberim yoktu", "Yanlış yaptım, affet" diyemeyecek. Çünkü herkes yaptıklarının farkında. Adalet, teraziyi tam tutacak.

Gücü elinde tutan zalimler, mahşer meydanında korkuyla bekleyecekler. Çünkü artık rüşvet yok, torpil yok, şatafatlı saraylar, lüks makam odaları yok. Haksızca zenginleşenlerin servetleri de yok, arkalarını dayadıkları kişiler de yok. Tek başlarına, yapayalnızlar. Yanlarında sadece işledikleri günahlar var.

Ve en büyük kaybı yaşayanlar, bu dünyada kendilerini güçlü sananlar olacak. Çünkü onlar, gücün gerçek sahibini unuttular. "Bugün mülk kimindir?" sorusu sorulacak ve cevap tek olacak: "Kahhar olan Allah’ındır."

Mazlumların Umudu ve Sabır Günü

Ama bu gün, sadece zalimler için korku günü olmayacak. Aynı zamanda mazlumlar için müjdeli bir gün olacak. Yıllarca ezilenler, hor görülenler, hakları gasp edilenler, zalimlerin gölgesinde yaşayanlar… İşte onlar, gerçek adaletin gerçekleşeceği günü sabırla bekleyenlerdir.

Kim bilir kaç gece gözyaşlarıyla dua ettiler? Kaç kere "Allah’ım! Beni görüyor musun? Adaletini ne zaman göstereceksin?" diye yakardılar? İşte o gün, beklenen cevabı alacaklar. Allah onların hakkını, hem dünyada hem de ahirette geri verecek.

Zalimler mahşer günü pişmanlıkla diz çökerken, mazlumlar başları dik, vicdanları rahat, içleri huzurlu olacaklar. Çünkü onlar sabrettiler, adalete inandılar ve Allah’tan ümitlerini hiç kesmediler.

Ey mazlumlar! Ümitsizliğe kapılmayın. Allah’ın tayin ettiği günler hızla geliyor. Zalimler, zulümlerinin ebedî olmadığını görecekler. Bu dünyada adalet gecikebilir ama asla kaybolmaz. O gün geldiğinde, en ufak bir adaletsizlik bile göz ardı edilmeyecek.

Hazırlıklı Olmak Zorundayız

Bu yazıyı okuyan herkes kendine sormalı: O gün geldiğinde ben neredeyim? Hangi taraftayım? Zulmü alkışlayanlardan mı, haksızlıklara sessiz kalanlardan mı, yoksa adaletin yanında duranlardan mı olacağım?

Her an son nefesimizi verebiliriz. Hiç kimse yarınını garanti edemez. O halde bu dünyanın fani hırslarına kapılmadan, hak ve adaletle yaşamak zorundayız.

Zulme ortak olmayın. Haramla beslenmeyin. Haksızlığa sessiz kalmayın. Kötülüğe karşı durun. Çünkü bu dünya bir imtihan yeridir. Ve bu imtihanın sonucu, mahşer meydanında ortaya çıkacaktır.

Gelin, hep birlikte vicdanlarımızı sorgulayalım. Hesap gününe hazırlanalım. Çünkü o gün geldiğinde, hiçbir yanlış hesap tutmayacak. Gerçek gün, adaletin tecelli ettiği gündür. O gün buluşmak dileğiyle…

Erol Kekeç/11.02.2025/Sancaktepe/İST


Vahyin Önünde Çöküş- Hakikati Yazıp Satanlara Karşı Tüm Zamanlara Ültimatom

İnsanlık tarihinin en ağır suçlarından biri, hakikati bilerek tahrif etmek, onu çıkar uğruna eğip bükmek ve sonra da bu çarpıtılmış sözleri ...