Kıymetli Kardeşlerim,
“Onlar, boş ve anlamsız şeylerden yüz çevirirler.”
(el-Mü’minûn, 23/3)
Cenab-ı Hak, müminleri tarif ederken onların sadece namaz kılan, zekât veren değil; aynı zamanda boş şeylerden yüz çeviren insanlar olduğunu bildiriyor. Bu ayet bize gösteriyor ki, müminin hayatı sadece ibadetle değil, neyle meşgul olmadığıyla da şekillenir. Çünkü vakit, bir kere verilir; nasıl harcandığı da sorulur.
NEYİN PEŞİNDEYİZ?
Kıymetli kardeşlerim,
Zamanın içinde savrulurken hepimiz bir şeyler yapıyoruz. Koşturuyoruz, toplantılara giriyoruz, ekranlarda görünüyoruz, birilerinin yanında yer alıyoruz. Lakin bir durup düşünelim: Bunca şey gerçekten anlamlı mı?
Günümüzde maalesef “bir şey yapıyor görünmek”, “meşgul görünmek” neredeyse imanın yerine konuldu. Ne kadar çok ortama girersen, ne kadar çok isim verirsen, ne kadar görünürsen o kadar muteber sayılıyorsun. Ama hakikatte bu gösterişin içi çoğu zaman boş. Bu duruma bir isim verdik: “Tungurti hastalığı”. Yani: Nerede kalabalık, orada bulunmak. Nerede kamera, oraya koşmak. Nerede reklam, orada olmak.
Ama bizler biliriz ki, hakikat yalnızdır. Hakkı savunmak çoğu zaman ıssız kalmaktır. Hakkın dostu az, ama Allah katındaki değeri çoktur.
DAVAYI AĞZINDA TAŞIYANLAR, KALBİNDE TAŞIYARAK YAŞAYANLARA RAKİP OLDU
Aziz kardeşlerim,
Bugün ‘dava’ kelimesi, öyle çok ağıza pelesenk oldu ki, içi boşaldı. Artık birileri, kendi konumunu korumak, başkasını susturmak, hatta hakikati manipüle etmek için “dava” kelimesini kullanıyor. Oysa dava; pazarlık yapılmaz, rol kesilmez, reklam yapılmaz. Dava, fedakârlıktır, sessizliktir, sabırdır.
Birisi bir mecliste yüksek sesle konuşuyor, “Ben dava adamıyım!” diyor. Ama o meclisteki bir gariban, evine helal ekmek götürmenin derdiyle oturmuş. Hangisi gerçekten dertli? Hangisi dava ehli?
Unutmayalım ki, hakikat, kimsenin tekelinde değildir. Dava, sadece konuşulmaz; yaşanır. Ve dava adamı olmak, insanların alkışlarıyla değil, Allah’ın rızasıyla ölçülür. Allah için yapılan, gösterilmez. Gösterilen ise çoğu zaman Allah için yapılmaz.
HESAP GÜNÜNÜ DÜNYADAN ÖNCE DÜŞÜNENLER.....
Değerli KARDEŞLERİM...
Birileri var… Kalabalıkta gözükmüyorlar ama dua ediyorlar. Kimse onları tanımıyor ama onlar Allah’ı biliyor. Kimse onlara teşekkür etmiyor ama onlar Rablerine şükrediyor.
Bir işçi, gün sonunda alnının teriyle evine dönerken, “Bu lokma helal mi?” diye düşünüyor.
Bir anne, çocuğunun ağzına haram lokma girmesin diye kendi yemeğinden vazgeçiyor.
Bir genç, çevresi “herkes böyle yapıyor” dese de, yanlışın içine düşmemek için direniyor.
İşte boş şeylerden yüz çeviren müminler, bunlardır.
Görünmeden yürüyenler…
Alkışa ihtiyaç duymadan çalışanlar…
Duruşunu insanların değil, Allah’ın görmesini isteyenler…
Onlar bilir ki, hesap günü çok yakın. O gün ne rozet, ne makam, ne alkış konuşur. O gün sadece samimiyet konuşur.
Kardeşlerim,
Hakikatin izinden yürümek kolay değildir. Çünkü hakikat, rahat alanlar istemez. Hakikat; konforu, gösterişi, şovu, manipülasyonu sevmez.
Bazı hakikat adamları vardır; adı duyulmaz ama dualarda yer alır. Bazı hakikat kadınları vardır; adı okunmaz ama melekler onun kapısını çalar. İşte Allah katında makbul olanlar, bunlardır.
Bugün bu toplumun ihtiyacı, dertli, içi dolu, suskun ama sorumlu insanlar. Namazda gözyaşıyla Allah’a dökülen, sokakta kimseye çaktırmadan iyilik yapan, gece duasında sadece Allah’a açılan yüreklerdir.
Aziz kardeşlerim,
Bazı şeylerden vazgeçmeyin,Doğruluktan, adaletten, merhametten, namazdan, kul hakkından...
Ama bazı şeylerden yüz çevirin,Gösterişten, kibirden, dedikodudan, reklamdan, boşa geçen sözden ve zamandan...
Zira Rabbimiz buyuruyor ki;
“Onlar, boş şeylerden yüz çevirirler.”
Yüz çevirmek; geri çekilmek değil, yönünü değiştirmektir. Hakkı görünce koşmak, batılı görünce uzak durmaktır.
GÖZLERİ DEĞİL, GÖNÜLLERİ UYANDIRALIM
Kıymetli Dostlar,
Davamızın yükü ağır, sorumluluğumuz büyük. Her birimiz bu dünyadan giderken ardımızda iz değil, örnek bırakmalıyız. Ne yaptığımız değil, ne için yaptığımız sorulacak bize.
Öyleyse:
Her günümüzü “Allah bu günümü nasıl görür?” diye yaşamalıyız.
Her adımımızda “Bugün kimin duasında yer aldım?” diye sormalıyız.
Her sözümüzden önce “Bu söz kıyamet gününde karşıma çıkar mı?” diye düşünmeliyiz.
DUA
Allah'ım...
Bizi boş işlerden yüz çeviren, hakka yönelen kullarından eyle.
Davanı reklam malzemesi yapanlardan değil, gizlice yaşayanlardan eyle.
İçimizdeki gösterişi sil, samimiyeti çoğalt.
Adımız değil, amelimiz konuşulsun Ya Rabbi.
Alkışlar değil, secdelerimiz artsın.
Gösteriş değil, ihlas nasip et bizlere.
Amin…
Bahadır Hataylı/18.03.2025/Sancaktepe

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder