İhanet bir suç değildir yalnızca;
O, aynı zamanda bir güvensizlik, bir çürüme, bir içeriden kanatma hâlidir.
Toplumun bağlarını zehirleyen en sinsi virüs, sadakatsizliktir.
Ve bu virüs, ne zaman ki “kardeşlik”, “birlik”, “cemaat”, “parti”, “devlet selameti”, “kol kırılır yen içinde kalır” gibi ifadelerle üzeri örtülür,
İşte o zaman bu ihanet, sadece yapanın değil, gizleyenlerin de suçuna dönüşür.
Kur’an-ı Kerim, ihanet karşısında net bir duruş sergiler:
"Kendilerine hainlik edenleri savunma. Zira Allah, hiçbir haini, hiçbir günahkârı sevmez." (Nisa, 4/107)
Bu ayet, sadece bir bireye değil, bir toplumun tamamına hitap eder.
Çünkü ihanet ve onu savunma eylemi, sadece bir kişinin kalbini değil, bir ümmetin vicdanını da karartır.
Hıyanet İçten Yıkımın En Sinsi Yolu
İhanet, düşmanın yapmadığı şeyi, dost görünenin yapmasıdır.
Cepheden gelen saldırı kolay savunulur;
Ama içeriden vurulmak, en savunmasız olduğun anı bekleyip sırtından bıçaklamaktır.
İhanet bir yalandır;
Ama sadece sözle değil, sadakat kisvesine bürünmüş bir aldatmadır.
İhanet bir zulümdür;
Ama sadece bedene değil, güvene, inanca, ortak hayale vurulan bir darbedir.
Ve daha acısı şu ki:
İhanet, yapıldığı anda değil, örtüldüğü anda büyür.
Bir kez “sus” denirse,
Bir kez “şimdi zamanı değil” denirse,
Bir kez “şimdi bunu konuşursak düşmana koz veririz” denirse…
Artık o ihanet, ortak günaha dönüşmüştür.
Kol Kırılır, Yen İçinde Kalır mı?
Bu söz, bir zamanlar belki nezaket için söylenirdi.
Ailede yaşanan sorun dışa yansımasın diye, mahremiyet korunur.
Ama zamanla bu söz, hakikatin üzerini örtmenin bahanesine dönüştü.
Bugün bir cemaatte haksızlık varsa,
Partide yolsuzluk, kamu kurumunda liyakatsizlik,
Aile içinde şiddet, dostlukta sadakatsizlik varsa
Ve bunları “aman ifşa etmeyelim, kol kırılır yen içinde kalsın” denilerek geçiştiriliyorsa,
İşte orada suçlu yalnızca yapan değil, susturandır da.
Çünkü Kur’an ne diyor?
"Onları savunma!"
Sebebi açık:
Allah, haini sevmez.
Allah, günahkârı da sevmez.
Ama özellikle hainin savunulmasını hiç sevmez.
Bu, çok net bir uyarıdır.
İhaneti savunmak,
İhaneti işlemeye ortak olmaktır.
Menfaat İçin Sessizlik-İhanetin Yeni Yüzü
Bugün birçok insan, sadece menfaati zedelenmesin diye susuyor.
Bir konumunu kaybetmemek için…
Maaşı azalmaması için…
Bir ihale kaçmasın diye…
Oturduğu koltuk sarsılmasın diye…
İhanet edenleri görüyor,
Ama görmezden geliyor.
Gönlünde doğruyu biliyor,
Ama dili ile eğriyi alkışlıyor.
Ve bu insanlar sandılar ki:
“Ben sadece sustum. İhaneti ben işlemedim ki…”
Oysa Kur’an öyle demiyor.
Suskunluğu ortaklık sayıyor.
Zulme rıza göstereni zalimle bir tutuyor.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ne diyor?
"Sizden bir kötülük gören, eliyle düzeltsin; gücü yetmezse diliyle, ona da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Bu da imanın en zayıf derecesidir."
Ama bugün öyle bir hale geldik ki: Kötülüğe değil buğzetmek, onunla işbirliği yapılmakta, ona alkış tutulmakta, onu eleştirenler linç edilmektedir.
Örtülen Her Hıyanet, Yeni Hainler Doğurur
Toplumlarda adalet duygusu zedelendiğinde, artık kimse dürüst olmaya inanmaz.
Çünkü görür:
Yalan söyleyenin ödüllendirildiği,
Haksızlık yapanın terfi aldığı,
İhanet edenin korunup kollandığı bir düzen vardır.
Bu düzenin adı, fitnedir.
Ve fitne, Kur’an’ın ifadesiyle “öldürmekten beterdir.” (Bakara/191)
Bugün neden gençler umutsuz?
Neden ahlak bu kadar çürük?
Neden insanlar artık "doğru" ile "yanlışı" ayırt edemez hâle geldi?
Çünkü bizler, hıyaneti örtmeye çalıştıkça,
o ihanet yeni hıyanetler doğurdu.
Zalim cezalandırılmadı,
Mazlum susturuldu.
Haklı değil, güçlü olan kazandı.
Ve bu döngü hâlâ sürüyor.
Cemaat, Aile, Parti, Kurum-Hain Savunuculuğunun Bahaneleri
Bugün biri bir yolsuzluğu dile getirdiğinde şöyle deniyor:
-
“Bunu konuşursak düşmana koz veririz.”
-
“İçimizde halledelim, dışarı yansıtmayalım.”
-
“Zaten düşman çok, şimdi sırası mı?”
-
“Fitne çıkmasın.”
-
“Sen sus, Allah büyüktür.”
Hayır!
İhanet konuşulmazsa büyür.
İçte kalırsa kangren olur.
Üstü örtülürse cezası katlanır.
Ve Allah büyüktür, evet…
Ama o büyüklüğüyle hainin savunulmasından nefret ettiğini açıkça söylemiştir.
Düşmanın kozuna değil,
Allah’ın uyarısına kulak ver.
Hz. Ali’nin Sözü-"Hakkı Gizleyenin Dilsiz Şeytan Olması"
Hz. Ali (r.a.) buyurur:
"Hakkı söylemeyen, dilsiz şeytandır."
Bugün toplumda o kadar çok dilsiz şeytan var ki…
Her biri makamda, kürsüde, sosyal medyada, derneklerde, toplantılarda…
Ama hiçbiri haksızlık görünce konuşmuyor.
Çünkü artık konuşmanın değil, susmanın prim yaptığı bir dönemdeyiz.
Ama Allah susmuyor.
Kur’an susmuyor.
Vicdan susmuyor.
Zulüm bir yerde varsa,
O suskunluk, sadakat değil, ihanettir.
Uyarı-Cehennem de Sırf Kötülerle Dolmayacak
Cehennemi sadece zalimler doldurmayacak.
Onlara destek olanlar,
Susarak suçlarını gizleyenler,
İhanetin üstünü örtenler,
Bir çıkar uğruna hakikate göz yumanlar da orada olacak.
Çünkü Kur’an bize öğretiyor ki:
Bir yanlışı savunmak, onu işlemeye eşdeğerdir.
Bir haini korumak, Allah’a savaş açmaktır.
Bir suçu gizlemek, o suçun failine ortak olmaktır.
Kurtuluş-Hakikat Karşısında Susmamak
Ne olursa olsun:
-
“O benim yakınım” diyerek susma.
-
“Benim cemaate zarar gelmesin” diye görmezden gelme.
-
“Aman partim zarar görmesin” diyerek suçu temize çıkarma.
-
“Zaten her yer bozuk” deyip teslim olma.
-
“Ben ne yapabilirim ki?” diyerek omuz silkip kenara çekilme.
Çünkü sen sustukça,
hıyanet sesini yükseltiyor.
Sen görmezden geldikçe,
zalim daha cesur oluyor.
Allah’ın sevmediği kişi olma:
“Allah, hiçbir haini sevmez.”
“Ve onun savunucusunu da…”
Bu Yazı, Bir Sessizliğe Son Verme Çağrısıdır
Suskunların, görmezden gelenlerin, bahanelerin, kol kırılırcıların uykusunu kaçırmak için yazıldı.
Artık uyandırmanın zamanı geldi.
Çünkü ümmet;
Zalimlerin değil,
Onlara göz yumanların ihanetine yenik düşüyor.
Ey Müslüman!
İhaneti alkışlama.
Haksızlığı savunma.
Suçu örtme.
Zulmü kutsama.
Yoksa Allah’ın uyarısı seni bulur.
Ve o uyarının ne dilde ne ruhta izahı yoktur…
Erol Kekeç/10.07.2025/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder