"Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde O'na yükselir." (Secde/ 5)
İnsanın zaman algısı, dünyaya bağlı fiziki ve biyolojik saatlerle sınırlıdır. Biz zamanı "geçmiş", "şimdi", "gelecek" gibi parçalara bölerek yaşarız. Ancak Allah için zaman, bu şekilde parçalanmaz. O'nun kudreti zamandan münezzehtir. Ayette geçen “bin yıl” ifadesi, bu farkı insan zihnine yaklaştırmak için bir mecaz olarak sunulur. Çünkü Allah için bir olayın olup bitmesi, kulun algıladığı zamanla kıyaslanamaz.
İnsanlar, sınırlı saatlerine ve gündelik telaşlarına hapsolmuşken, Allah'ın katındaki işleyiş çok daha derindir. Zamanı sadece takvim ve saatle tanımlayanlar, hakikatin büyük planını göremezler. Allah'ın hükmü işliyor; ama bizim algımız, o hükmün gelişini fark edemiyor.
Altı Günlük Yaratılışın Anlamı-Evre Evre Kurulan Kozmik Sistem
"Allah, gökleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı günde (altı evrede) yarattı. Sonra Arş’a kuruldu."
Bu "altı gün", bizim bildiğimiz 24 saatlik günler değildir. Buradaki “gün” ifadesi, ilahi yaratılışın kademe kademe ve düzenli bir sistem üzerine inşa edildiğini ifade eder. Yani Allah dilerse her şeyi bir anda yaratabilir, ama burada bilinçli bir sistematiğe, düzene, hikmete işaret vardır. Yaratılış rastgele değil, ölçüyle ve hikmetle kurulmuştur.
İnsanlar bugün bile evrenin sırlarını çözememişken, kendilerini hâlâ aklın zirvesinde sanıyorlar. Oysa göklerin ve yerin yaratılışındaki zamanlama, insanlığa bir mesaj taşır: "Her şeyin bir vakti vardır. Acele etme. Anla. Derinleş. Düşün."
Zamanı Allah’ın Ölçeğinde Anlamak
Senin ömrün 70 yıl olabilir ama Allah’ın hükmü 70 milyon yıllık bir planın parçası olabilir. O halde:
-
Zamanı dar alanda sıkıştırma!
-
İlahi hikmeti zamana hapsetme!
-
Vahyin zaman anlayışıyla düşün: Sonsuzluğun içinden seslenen bir Hakikat seni çağırıyor.
Zamanı Doğru Algılamayan İnsan Nereye Sürüklenir?
Zamanı sadece modern saatlerle ölçen insan:
-
Geçmişini unutur.
-
Şimdiye hapsolur.
-
Geleceği satın alınacak bir ürün gibi görür.
Oysa Allah’ın zaman anlayışı; geçmişi, geleceği ve şu anı aynı anda kuşatır. İşte bu fark, insanı tevazua, sabırla beklemeye, hesap verebilir bir hayat yaşamaya çağırır.
Zamanın Şahidinde Bilinçli Yaşam
Zamanın geçmesi sıradan bir şey değildir. Her saniye, bir kaderin işleyişi, bir hayatın inşası, bir imtihanın sahnesidir. Allah, zamanı bir sermaye olarak verir. O sermaye bittiğinde dönüş O’nadır.
“İnsan, zamanın kıymetini bilecek mi? Yoksa ‘bir gün, ya da daha az kaldım’ mı diyecek ahirette?” (bkz. Mümi'nun/ 112-114)
Zaman, sana verilen emanettir. Her an Allah’a yükselmekte olan amellerin taşıyıcısıdır. Zamanla kirlenen değil, zamanla arınan insan ol!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder