"Yoksa sen mi sağıra duyuracak, köre ve apaçık sapıklıkta olana yol göstereceksin?" (Zuhruf/40)
Dünya, gözü olanın görmediği, kulağı olanın duymadığı, kalbi olanın hissetmediği bir pazar yerine döndü. Her şeyin alınıp satıldığı, vicdanların kuruduğu, insanlığın utançla yüz çevirdiği bir çağdayız. Kur’an’ın her bir ayeti birer uyarıdır. Bu ayetler çağlar üstü hakikatlerin beyanıdır. Ama ne zaman ki insanlar bu uyarılara kulaklarını tıkadılar, işte o zaman karanlık bir çağ başladı. Zuhruf Suresi’nin 40. ayeti tam da bu çağın fotoğrafını çeker: Sağırlara seslenemezsin, köre yön gösteremezsin, apaçık sapkınlık içinde olanı kurtaramazsın…
Bu ayet, sadece bir tarihsel hatırlatma değil, aynı zamanda çağımıza keskin bir ayna. Günümüzde insanlar yalnızca gözleriyle görmüyor, ekranlarla yönlendiriliyor. Kendi iradesiyle yaşamıyor, algoritmalarla yaşatılıyor. Kalabalıklar halinde eğlenceye, hırsa, tüketime, boşluğa sürükleniyorlar. Her biri kendini "en doğru yolda" zannederken, aslında şeytanın kolunda birer zincirli köle gibi yaşıyorlar.
Modern körlük ve sağırlık
Modern çağın körü, yalnızca gözleri görmeyen kişi değildir. Hakikat, gözünün önünde duran ama onu inkâr eden herkes, Kur’an’ın ifadesiyle "kördür". Çağın sağırı ise sadece kulağı işitmeyen değil, hakikati duymak istemeyen, duysa bile onu yok sayan kişidir. İşte bu nedenle, bu ayet sıradan bir mecaz değildir; çağdaş insanın ruhsal körlüğünü ve sağırlaşmasını tasvir eder.
Bugün televizyonlarda, sosyal medyada, siyasette, sanatta ve sokakta hakikatin sesi boğulmuştur. Doğru söz, ya dalga geçilir ya yok sayılır. Vicdan, en çok bastırılan duygudur. Geriye kalan, gösterişli bir yalanlar dünyasıdır. Tıpkı Kur’an’da anlatıldığı gibi, insanlar hakikatten yüz çevirdiklerinde Allah onlara birer şeytanı dost kılar. Artık şeytan, onların rehberi olur. (Bkz: Zuhruf, 36-38)
Zikirden yüz çevirmenin bedeli
Zikir, Allah’ı hatırlamak ve hayatı Onunla anlamlandırmaktır. Zikri terk eden bir toplum, ahlakı da terk eder. Zikri unutan bir birey, kendini unutur. Bugün yaşadığımız şey tam olarak budur. İnsanlar hayatlarının merkezinden Allah’ı çıkardılar, yerine parayı, şehveti, başarıyı, şöhreti koydular. Bu yeni putlar, onları içten içe çürüttü.
Zikirden yüz çevirmek, sadece ibadeti terk etmek değildir. Hakikatin hatırlatıcısı olan her sesi susturmaktır. Bu susturma, bazen ekranlarda iftirayla, bazen kürsülerde sahte sözlerle, bazen kitaplarda hakikati eğip bükmekle yapılır. Ve sonuçta ortaya çıkan tablo: hakikate düşman bir insanlık ve şeytanları dost edinmiş bir toplum.
Kurtuluş için ne yapmalı?
Kendimizi Yeniden İnşa Etmeliyiz: Her birey, iç dünyasında hakikatle buluşmalı. Kalbini, kulağını, gözünü arındırmalı. "Ben neyi izliyorum? Neye gülüyorum? Neye öfkeleniyorum?" gibi sorularla iç denetim yapmalı.
Zikri Hayatın Merkezine Almalıyız: Allah'ı anmak sadece tesbih değil, hayatı O’nun rızası çerçevesinde yaşamak demektir. İşimizde, evimizde, sokakta ve hatta sosyal medyada bu şuurla hareket etmeliyiz.
Şeytanî Sistemlere Karşı Direnmeliyiz: Tüketim odaklı yaşam tarzlarına, bireyciliği kutsayan sistemlere, aileyi yıkan medyaya karşı bilinçli bir duruş sergilemeliyiz.
Toplumsal Uyanışa Katkı Vermeliyiz: Sessiz kalmak, zulme ortak olmaktır. Hakikati bilen kişi, susmamalı. Yazmalı, anlatmalı, uyarmalı. Bu uyarılar, belki birçok kişiye ulaşmaz ama bir kişiye bile ulaşsa büyük kazançtır.
Bir uyanışa davet
Bu dünya gerçekten bir pazar yerine döndü. Ama bu pazarda satılan şeyler, domates, elma, telefon değil. Vicdanlar, değerler, iman satılıyor. Körler ayna satın alıyor, sağırlar düdük. Ve herkes, bu çürümüşlüğü normal sanıyor.
Kur’an’ın ayetleri, her çağda yeniden okunmalı, yeniden yaşanmalı. Zuhruf Suresi 40. ayet, bize şunu söylüyor: Herkes uyuyor olabilir, herkes gülüyor olabilir, herkes yolundaymış gibi davranabilir. Ama sen sakın aldanma! Gerçek yol, kalbi diri olanların yoludur. O kalbi diri olanlar, sağıra da duyması için yalvarır, köre de görmesi için dua eder. Ve bilirler ki, bu uyarılar bazen karşılık bulmaz ama sorumluluk taşımak için yeterlidir.
Ey insan! Eğer bu sözleri duyuyorsan, henüz sağırlaşmamışsındır. Eğer gözlerin bu satırları görüyorsa, henüz kör olmamışsındır. Eğer kalbin sızlıyorsa, sen hâlâ kurtulabilenlerdensin.
O hâlde Allah’a yönel. Zikre tutun. Hakikate kulak ver. Ve unutma:
"Kim de Er-Rahman'ın zikrinden yüz çevirirse, ona bir şeytan bağlarız da (hep) onunla beraber olur." (Zuhruf/36)
"Hiç şüphesiz o (şeytanlar), onları yoldan alıkoyar, onlarsa doğru yolda olduklarını sanırlar." (Zuhruf/37)
"Sonunda bize geldikleri zaman (şeytana) der ki: 'Keşke benimle senin aranda, doğuyla batı arası kadar mesafe olsaydı. Ne kötü arkadaşsın.'" (Zuhruf/38)
Ve sonunda, her nefis yaptığıyla yüzleşecektir. Ve o gün, kimsenin sağır, kör ve sapkın olduğunu inkâr etmeye mecali kalmayacaktır.
Şimdi sor: Ben hangi yoldayım?
Erol Kekeç/05.05.2025/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder