7 Mayıs 2025 Çarşamba

Sustuğunuz Yerde Cehennem Konuşur



Karanlıktan Işığa Doğru

Tarihin en karanlık sayfalarını kana bulayanlar; elinde kılıç, dilinde dua ile gezen iki sınıftır: biri zalim, diğeri din bezirganı. Birinin eli kanlıdır, diğerinin ise fetvası kan taşır. Biri halkı süründürür, diğeri o süründürülüşü kutsar. Ve birlikte, bu kirli ittifakı göğe meşru bir sancak gibi çekerler. Zulümle yoğrulmuş her iktidar, ardında bir minber ve minberde bir kukla bulur. O kukla, diller döker; zikirden çok emir taşır. Dua etmez, telkin eder. Ve her sözünde hak değil, güç vardır. Her ayet yorumunda rahmet değil, saray fermanı gizlidir.

Bugün içinde bulunduğumuz çağ da istisna değildir. Zalimler çağındayız. Fakat onların gölgesinde parlayan parazitler de vardır: din bezirgânları. Din adına konuşan, ama dinin özünü değil; efendisinin menfaatini dile getiren, secde eden ama tağuta yönelen, minberde duran ama Allah adına değil, muktedir adına nutuk atan bir güruh...

Bu yazı; hem bu zalimlerle, hem de onların görünmez destekçileri olan bezirgan dindarlarla hesaplaşmak için kaleme alınmıştır. Hak ile batılın savaşında tarafsızlık yoktur. Ya Hakk’ın tarafındasındır ya batılın çarkında dönersin. Bu yüzden, doğrularla yanlışların, ışıkla karanlığın ayrıldığı bu keskin sınırı, Kur'an ışığında yeniden çizmek zorundayız.

Zalim Kimdir, Dindar Görünümlü Zalim Kimdir?

Zulüm, sadece birini dövmek, öldürmek ya da susturmak değildir. Zulüm, hakikati gizlemek, adaleti eğip bükmek, halkı kandırmak, dini kullanarak bir nesli uyutmak da olabilir. Ve işte burada sahneye iki aktör çıkar: biri görünür, diğeri görünmez.

Görünür olan, saraylarda oturandır. Mazlumun sesini susturur. Adaleti kendi zenginliğine dönüştürür. Mazlumdan vergi alır, zengine teşvik dağıtır. Halkı açlığa mahkûm eder, kendisi israfla övünür.

Görünmez olan ise minberde oturur. Sarayın zulmünü meşrulaştırır. Halkı sabra çağırır ama efendisini savunur. Cihat ayetlerini unutur, uysallığı nasihat eder. Faizi haram sayar ama bankaların danışma kurullarında fetva yazar. İşte bu ikili yapı, modern tağut düzeninin bel kemiğidir.

Kur’an’da Zalimlere ve Din Bezirganlarına Karşı Açık Uyarılar

Kur’an, zalimlere karşı sadece bir ahiret uyarısı yapmaz. Aynı zamanda bu dünyanın düzenini bozan, insanları sömüren, dini ticarete çeviren her tür yapıya karşı açık bir mücadele çağrısı yapar:

“Zulmedenler, yaptıklarıyla yıkıma uğradılar.” (Nahl Suresi/ 112)

“Allah, zalimleri sevmez.” (Al-i İmran/57)

“Ayetlerimizi az bir bedele satanların karınlarına ateşten başka bir şey doldurduklarını mı sanıyorlar ?”(Bakara/174)

Bu ayetler, sadece siyasal zalimleri değil, ayetleri pazarlık nesnesi yapan din tüccarlarını da kapsamaktadır. Bugün Kur'an'ın ayetleri, çoğu vaazda ya çarpıtılarak ya da eksiltilerek okunmaktadır. Çünkü tam haliyle okunsaydı; halk uyanır, zalim titrer, saraylar yıkılırdı.

Hak-Batıl Savaşı Sessizlikle Taraf Tutulmaz!

Hak ile batıl arasındaki mücadele tarih boyunca sürmüştür. Hz. Musa'nın karşısında Firavun vardı, Hz. İbrahim'in karşısında Nemrut. Ve her birinin yanında bir resmî din adamı sınıfı vardı. Bu sınıfın görevi sadece şu idi: "Firavun haklıdır!" demek. Aynı çizgi bugün de devam etmektedir.

Zulme karşı sessiz kalmak, zulme ortak olmaktır. Peygamber Efendimiz şöyle buyurur:

“Zalim birini görüp de onun zulmünü engellemezseniz, Allah’ın azabı sizi de kuşatır.”
(Ebu Davud, Melahim, 17)

Bu hadis, sadece yöneticilere değil, minberlerdeki din adamlarına da söylenmiştir. Zira bugün zalime ses çıkarmayan; hatta onu savunan, öven ve dualarında "başkanımızı muhafaza eyle ya Rab" diye yalvaran nice kişi vardır. Bu kimseler, Allah adına değil; tağutlar adına konuşmaktadır.

Bugünün Zalimleri ve Dindar Kuklaları

Bugünün zalimleri halkı sefalete, ahlaksızlığa, rüşvete, yolsuzluğa, savaşa ve adaletsizliğe sürüklemişlerdir. Ama daha kötüsü, bu düzeni kutsayan, dine dayandıran bir sistem kurmuşlardır.

Bir din adamı düşünün: Sarayın maaşlı memuru. Her cuma hutbesinde "itaat"ten, "birlikten" bahseder ama bir gün olsun "adalet", "zulüm", "sömürü" kelimelerini zikretmez. Filistin'de bebekler katledilir, o dua eder: “Ülkemizi koru, düşmanlarımızı uzak tut.” Kim bu düşmanlar? Hiç adı geçmez. Çünkü zalimin adı hutbede asla anılmaz.

Kur’an diyor ki:

“Zalimlere meyletmeyin, yoksa size ateş dokunur.”(Hud/113)

Ama bizim hutbelerimizde zalimlere methiyeler dizilir. Ve o hutbeleri yazanlar, Allah’tan değil, Diyanet'ten korkar hale gelmişlerdir.

Geleceğe Dair-Hesap Günü ve İlahi Mahkeme

Her zorba, her bezirgan, sonunda aynı yere varacak: İlahi hesap günü. O gün, ne makam geçerli, ne maaş bordrosu. Ne lüks saraylar, ne görkemli camiler. Tek geçerli belge, vicdan ve ameldir.

Kur'an, bu hesap gününü şöyle anlatır:

“O gün herkesin dili mühürlenecek, elleri konuşacak, ayakları şahitlik edecek.”(Yasin/ 65)

Minberde konuşan diller susacak. Eller, “bu fetvaları kimler için yazdın?” diyecek. Ayaklar, “hangi kapılara gittin, hangi sofralarda oturdun?” diye fısıldayacak.

Ve Allah soracak:

“Kimin adına konuştun? Benim mi, padişahın mı?”

Bu soruya cevap veremeyenler, yüzleri kara, dilleri kilitli, vicdanları boş olarak cehennemin yoluna sürüklenecek.

Kurtuluş- Direniş, Bilinç ve Hakk’a Yöneliş

Toplumlar bu oyunu bozabilir. Hak ile batıl arasındaki farkı görürse, tağutun yüzündeki maskeyi yırtar. Minberdeki yalancıyı tanırsa, gerçek alimlerin sesine kulak verir. O zaman ne saray kalır, ne zulüm düzeni. Çünkü her zalimin sonunu getiren halktır, uyanan halk!

Kur’an’ın bu konuda bize sunduğu çözüm nettir:

“Allah, bir topluluk kendi içindekini değiştirmedikçe, onların durumunu değiştirmez.”(Rad/11)

Ey Halk, Uyan!

Ey halk! Minberlerde dökülen süslü cümlelere değil, onların nereden beslendiğine bak. Bir fetva kime hizmet ediyor? Bir dua kimin iktidarını güçlendiriyor? Bunları sormadıkça, zulüm sürer.

Ey dindar kardeşim! Gerçek alimleri ara. Korkmadan, satılmadan, sadece Allah’ın rızasını gözetenleri bul. Onların az olduğunu bil ama asıl kurtuluşun onların sözlerinde olduğunu unutma.

Ey gençlik! Bil ki her çağda hak ve batıl savaşı sürecek. Safını seç! Tağutlara secde edenlerle değil, Allah’a secde edenlerle ol.

Ey zalim ve bezirgan! Yaptıkların kayıt altında. Her gülüşün, her susuşun, her satırlık hutben, her dalkavukça duan… Hepsi yazılı. İlahi mahkemede tek bir savunman olmayacak.

Ve ey hakikat yolcuları! Bilin ki, karanlık bir gün bitecek. Güneş doğacak. Zalimler devrilecek. Bezirganlar susacak. Ve hak, tüm ihtişamıyla yükselecek!

Bahadır Hataylı/07.05.2025/Namazgah/İST

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Vahyin Önünde Çöküş- Hakikati Yazıp Satanlara Karşı Tüm Zamanlara Ültimatom

İnsanlık tarihinin en ağır suçlarından biri, hakikati bilerek tahrif etmek, onu çıkar uğruna eğip bükmek ve sonra da bu çarpıtılmış sözleri ...