Günümüz İnsanın İman İddiasına Dair
"İnsanlardan öyleleri vardır ki, 'Allah’a inandık' derler. Ama Allah yolunda eziyet gördüklerinde, insanların eziyetini Allah’ın azabı gibi sayarlar. Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka 'Biz de sizinle beraberdik' derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilendir." (Ankebut/ 10)
1. İman, İddia mı Gerçek mi?
Bugün sokakta yürüyen her beş kişiden dördü "Allah’a inanıyorum" diyor. Fakat bu inanç ne kadar içten, ne kadar derin, ne kadar dirençli? Ankebut Suresi 10. ayeti, zaman üstü bir gerçeği yüzümüze haykırıyor: "İnanıyorum" demekle iman etmiş olunmaz. Çünkü gerçek iman, sadece dilin değil, kalbin ve hayatın da şahitliğini ister.
Sözde iman, zorluk anında çöker. Çünkü o iman, konfora, rahata, çevreye, geleneklere ve hatta çoğu zaman sadece alışkanlıklara dayanır. Ama özde iman, ateşe düşse bile yanmaz. Çünkü o iman, Allah’a teslimiyetin, sadakatin ve tevekkülün ürünüdür.
2. İnanç Testi-Zorluklar Karşısındaki Tavrın Nedir?
Ayette geçen "Allah yolunda bir eziyet gördüklerinde" ifadesi, aslında iman sahiplerinin tabi tutulduğu ilahi bir imtihan sürecini ifade eder. Bu bazen alaydır, bazen yalnızlık, bazen iş kaybı, bazen haksızlığa uğramak, bazen de toplumdan dışlanmaktır.
Bugün, sosyal medyada dinî bir paylaşım yapan genç, arkadaş çevresi tarafından dışlanıyorsa; başörtüsünü korumaya çalışan bir kadın işinden oluyorsa; faiz sistemine bulaşmamak için mücadele eden bir adam ekonomik olarak yıpratılıyorsa — işte bu, Ankebut 10’un birebir sahnesidir.
Oysa ne diyor ayet? "İnsanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutarlar." Yani, "Ben bu sıkıntıyı hak etmedim," "Bu eziyet çok fazla," "Demek ki doğru yolda değilim" diyerek Allah’a olan güvenini sarsıyor, zorlukları bir tür 'ceza' gibi algılıyor. Oysa bu zorluk, aksine bir rahmet kapısı, bir iman testidir.
3. Gizli Ateizm-Sözde İnanç, Özde Dünyaperestlik
Bu çağın en büyük tuzağı, dindar gibi görünüp seküler yaşamaya devam etmek. Yani insanlar camide Allah’a kul, pazarda kapitalizme köle. Sözde “Allah’a inandım” diyen kişi, faizle ev alırken tereddüt etmiyor. “Ben Müslümanım” diyen kişi, rızkı Allah’tan değil, patrondan bekliyor. Çocuklarını Allah yoluna değil, statü yoluna hazırlıyor.
Peki, bu gerçekten iman mı? Yoksa toplumsal kimliğin bir uzantısı mı?
Ankebut 10, işte bu samimiyetsizliği deşifre ediyor: Zorluk gelince “iman” çatırdıyor. Çünkü kalpte gerçekten iman yok; orada menfaat var, korku var, konfor düşkünlüğü var.
4. Rabbinden Yardım Gelseydi…
Ayette geçen "Rabbinden bir yardım gelse mutlaka 'Biz de sizinle beraberdik' derler" ifadesi, fırsatçı iman sahiplerini tanımlar. Bugün de etrafımız böyle insanlarla dolu: Mazlumlar kazanırsa yanlarında oluruz, zulme karşı direniş sonuç verirse “biz de oradaydık” deriz.
Tarihte de bu böyleydi. Bedir’de zafer kazanıldığında Resulullah’ın yanına koşanlar, Uhud’da yenilgi olunca dağlara kaçtılar. Bugün de Gazze için dua edenler var, ama Gazze’nin durduğu yerde durmaya cesaret eden kaç kişi var?
Gerçekten kimle berabersin?
5. İman, Konfora Değil, Kurbana Götürür
Kur'an’ın defalarca vurguladığı gibi iman, zorlukla beraber yürür. Hz. İbrahim ateşe atıldı, Hz. Musa firavunun zulmüyle karşılaştı, Hz. Yusuf kuyuya ve zindana düştü. Hiçbiri “Bu kadarına gerek yok” demedi. Çünkü bilirlerdi ki:
“Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara /153)
Bugün, Allah’a inandığını söyleyen insanlara şu soruyu sormalıyız:
Ne zaman en büyük kaybı yaşadığında da “Allah bana yeter” diyebildin?
İşte bu cevabın içtenliği, senin imanın içtenliğini belirler.
6. Kalpleri Bilen Allah’tır
Ayetin son cümlesi: “Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilendir.”
Bu korkunç uyarı, tüm yapmacık tavırların, gösterişlerin, sosyal medya dindarlıklarının, zahiri ibadetlerin ve reklam kokan hayır işlerinin aslında bir gün ifşa edileceğini bildirir. İnsanlar seni “iyi Müslüman” sanabilir, ama Allah senin niyetini ve samimiyetini biliyor. O biliyor ki sen, zorluk gelince uzaklaştın. O biliyor ki sen, güvenini bankaya bağladın, Allah’a değil. O biliyor ki sen, dua ederken bile şüphe ettin. İşte o Allah, kalpleri bilen Allah’tır. Ondan saklayacak hiçbir şey yoktur.
7. Günümüz Dünyasında Bu Ayetin Anlamı
Bugün yaşadığımız dünyada, iman etmek "konfor alanını terk etmek" demektir. Faizsiz yaşamak için bankasız kalmak, helal kazanç için düşük maaşı kabullenmek, İslam’ı açıkça yaşamak için yalnız kalmayı göze almak, doğruları söylemek için dışlanmayı kabul etmek…
Ankebut 10’un çağrısı nettir: “Gerçek iman, işte bu zorluklar karşısında belli olur.” Müslümanlık, sadece Ramazan’da değil; iftira yediğinde, yalnız kaldığında, zulme uğradığında da aynı kalabilmektir. Gündem değişse de, çıkarın zedelense de, dostların azalsa da Allah’a olan güvenin sarsılmıyorsa, işte sen o zaman mü’minsin.
8. Yaşam Manifestosu-Bu Ayetle Nereye Gidiyoruz?
-
İman, sadece iddia değil; bedel isteyen bir hakikattir.
-
Zorluk, Allah’ın terk edişi değil; yakınlığının göstergesidir.
-
Baskı, imanı boğmaz; sahte inançları ifşa eder.
-
Toplumun onayı değil; Allah’ın rızası önceliktir.
-
Konfor değil, kurban olabilmek imanın yoludur.
-
İnsanların değil, Allah’ın ne dediği önemlidir.
9. Örneklerle Gerçek Hayattan:
-
Bir üniversite öğrencisi, başörtüsüyle dalga geçilmesine rağmen sınıfını terk etmedi ve sabırla ilmini tamamladı. Bugün ilmiyle insanlara ışık tutuyor.
-
Bir memur, rüşvet sistemine boyun eğmediği için tayin edildi ama onurunu korudu ve Allah ona helalinden rızık verdi.
-
Bir genç, ailesinin baskısına rağmen haram olan evlilik teklifini reddetti, yalnız kaldı ama Allah ona sabır verdi ve sonunda salih bir eşle buluştu.
10. Sahici Mümin Olmak İçin Ne Yapmalıyız?
-
İmanımızı tekrar sorgulamalıyız. “Ben Allah’a inanıyorum” demek yetmez. Bu inancın hayatımıza ne kadar nüfuz ettiğine bakmalıyız.
-
Zorlukları Allah’ın yardımıyla aşılacak imtihanlar olarak görmeliyiz. Şikayet yerine sabrı seçmeliyiz.
-
Topluma değil, Allah’a uyumlu yaşamalıyız. Kalabalıkların peşinden değil, hakikatin izinden gitmeliyiz.
-
Yalnızlıkla, aşağılanmayla ve dışlanmayla sınandığımızda bile sadakatimizi korumalıyız.
-
Dua ederken güvenle, sabrederken tevekkülle, yaşarken Allah’a tam teslimiyetle yaşamalıyız.
Unutma!
İman ettiğini söyleyen herkes sınanacak. Bu sınav, sadece kâğıt üstünde değil; hayatın içinde, toplumun karşısında, vicdanının sessizliğinde ve gecenin karanlığında verilecek. Ve sadece Allah, o sınavın cevabını bilecek.
O halde sor kendine: Gerçekten inandın mı? Yoksa sadece rahatken mi Allah’tandın?
Erol Kekeç/21.11.2024/Sancaktepe

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder