9 Mayıs 2025 Cuma

Kutsalların Gölgesinde Kaybolan Tevhid

 


Kutsallaştırılan Kişilikler ve Kayıtsız Şartsız İtaatin Helâk Sebebi Oluşu

"Onlar Allah'ı bırakıp hahamlarını, râhiplerini ve Meryem oğlu Mesîh'i rab edindiler. Halbuki onlara, kendisinden başka ilâh olmayan bir tek Allah'a kulluk etmeleri emredilmişti. Allah, onların şirk koştukları şeylerden münezzehtir."

Bu ayet, tarihten bugüne kadar gelen en net uyarılardan biridir. Bunu geçmiş kavimlerin sapkınlığına ait bir kıssa sanıp geçemezsin. Bu, bugün senin yaşadığın çağın ta kendisidir. Şirk yalnızca putlara tapmakla olmaz. İnsan bir şahsı, bir lideri, bir şeyhi, bir üstadı Allah’tan daha belirleyici ve bağlayıcı gördüğü an, şirk kapısından içeri girmiştir. Bugün yaşadığın coğrafyada da, ümmetin pek çok yerinde de bu şirk yeniden hortladı, hem de modern kıyafetler, diplomalar, sakallar ve cüppelerle.

Kimi şeyhini, onun ağzından çıkan her lafı vahiy gibi algılayacak kadar kutsar; kimi hocasının bir işaretiyle karar verir; kimi siyasi liderini hatadan münezzeh görüp ona kutsal bir mehdi gibi tabi olur. Ve bu insanlar, her biri, Allah’a iman ettiğini iddia ederken aslında Allah’ın hükümlerine değil; bu kişilerin beşerî hüküm ve yönlendirmelerine göre hayatını şekillendirir. Peki bunun adına başka ne denebilir ki? Rabb olarak Allah’tan başkasını görmek değil midir bu?

Tevbe Suresi 31. ayet sadece Hristiyanlar ya da Yahudiler için inmiş bir azarlama değildir. Bu ayet, ümmeti Muhammed’i de içine alacak bir uyarı taşır. Çünkü aynı hastalık, aynı şekilde ümmetin damarlarına işlemiştir. Allah’ın helal dediğine haram, haram dediğine helal diyen insanlar türedi. Ama daha kötüsü, bu sapkınlığı sorgulamayan bir kitle oluştu. “Hoca böyle dedi, şeyhim böyle uygun gördü, liderimiz böyle emretti” diyerek düşünmeyi terk eden, aklıyla değil itaatle hareket eden sürüler…

Allah Kur’an’da açıkça şöyle buyurur:

"Yoksa onların Allah'ın izin vermediği bir dini kendileri için şeriat yapan ortakları mı var?"

İşte tam da burasıdır meselenin düğüm noktası. Bugün tarikatlar, cemaatler, siyasi yapılar, sivil toplum kurumları; Allah’ın hükümleri yerine kendi düzen ve kurallarını koydular. Ve bunlara uymayanları da dışladılar, tekfir ettiler, lanetlediler. Sadece Allah’a kul olmak yerine, bu yapılar insanlara köle olmayı, liderlerine biat etmeyi dinin bir gereğiymiş gibi öğrettiler.

Bu insanlar; Allah’ın kitabını okumaz, ama şeyhlerinin sözünü ezber eder.

Bu insanlar; Resulullah’ın sünnetine göre yaşamaz, ama cemaat iç tüzüğünü din gibi kabul eder.

Bu insanlar; Kur’an’daki uyarılara gözlerini kapatır, ama siyasi liderlerinin kampanya sloganlarını ezberler.

Bu nasıl bir inançtır ki Allah’ın kelamı yerine fanilerin lafı din olur?

Bu nasıl bir kulluktur ki sadece Allah’a yönelmesi gereken kalpler, beşerî liderlerin etrafında tavaf eder?

Bakın Allah bir başka ayette şöyle buyuruyor:

"Sana ve senden önceki peygamberlere: 'Eğer Allah’a ortak koşarsan, bütün yaptıkların boşa gider ve elbette hüsrana uğrayanlardan olursun!' diye vahyedilmiştir."

Bu, yalnızca açık şirk için değil; gizli şirk, yani kalpteki yönelmenin yanlış merciye yapılması için de geçerlidir. Allah’tan başka kimse seni yönlendiremez. Onun Resulü dışında kimse bağlayıcı olamaz. Çünkü din yalnızca Allah’a aittir. Onun dışında kanun koyucu tanımak, haramı ve helali belirleme yetkisini başkalarına vermek; doğrudan Rablik yetkisini paylaşmak demektir.

Bugün bir toplum düşün ki birileri çıkar; "Şu kıyafeti giyme, haramdır" der. Allah böyle bir şey dememiştir. Ama insanlar o kişiye bakarak, hemen onun hükmünü bağlayıcı görür. Oysa Allah hükmetmemiştir. Oysa Allah Kur’an’da der ki:

"De ki: Allah’ın kulları için çıkardığı ziyneti ve güzel rızıkları kim haram etti?"

Birileri çıkar; "Bu lideri eleştirmek caiz değildir. Ona isyan etmek fitnedir. Ona itaat farzdır" der. Peki Allah ne diyor?:

"Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, Allah’a ve Peygamber’e dönün…"

Ayeti dikkatle oku! Eğer ihtilaf olursa neye döneceğiz? Allah’a ve Resulü’ne! Peki neden bugün insanlar, Resulullah’ın sünnetiyle çelişen yöneticilere körü körüne itaat ediyor? Çünkü Allah’a değil, o lidere iman etmiş durumdalar. İşte bu gizli şirktir!

Bugünün Din Anlayışı: Akıl Reddedilmiş, Biat Emredilmiştir

Düşünmek, sorgulamak, ayetleri anlamak yerine, emir-komuta zinciriyle yönlendirilen kitlelere dönüştük. Ve bu insanlar kendi hocalarının, liderlerinin sözünü Allah’tan daha üstün tutmaya başladılar. Bunun adı din değildir. Bunun adı itaati şirkle karıştırmak, inancı bir örgüt şemasına dönüştürmektir.

Allah bize akıl vermiştir. Kendi kelamını doğrudan okuyup anlamamız için. Ama birileri çıktı ve dedi ki: “Sen anlamazsın, sen okuyamazsın, bizim söylediğimiz doğrudur.” Böylece Kur’an’ı bir avuç insanın tekelinde tuttular. Tıpkı Tevrat’ı gizleyen hahamlar gibi… Tıpkı İncil’i yorumla yozlaştıran rahipler gibi… Ve ayet geldi:

"Onlar Allah’ı bırakıp hahamlarını, râhiplerini ve Meryem oğlu Mesîh’i rab edindiler." 

Bugünün Müslümanları da aynı yanlışı yapıyor. Hocasını, şeyhini, liderini; Allah’tan daha belirleyici hale getiriyor. Ve bu insanlar Allah’tan gelen vahyi değil, onların söylemlerini hayatlarının pusulası yapıyorlar.

Uyanın! Helâk Sebebi Budur

Allah’ın dinini Allah’tan öğrenin. Kur’an’a dönün. Resulullah’ın örnekliğine dönün. Beşerî yönlendirmelerle kendinize dini öğrettiğinizi zannediyorsunuz ama aslında karanlığa sürükleniyorsunuz. Ve unutmayın, Allah şöyle buyurur:

"O gün, hiçbir kimse, bir başkasının günahını yüklenemez."

Şeyhin de seni kurtaramaz, hocan da, liderin de. Sana ne söylendiyse senin Kur’an’a arz etmen gerekirdi.

Erol Kekeç/20.04.2025/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Vahyin Önünde Çöküş- Hakikati Yazıp Satanlara Karşı Tüm Zamanlara Ültimatom

İnsanlık tarihinin en ağır suçlarından biri, hakikati bilerek tahrif etmek, onu çıkar uğruna eğip bükmek ve sonra da bu çarpıtılmış sözleri ...