İslam inancı, tevhid esasına dayanır ve tevhidin en temel gerekliliği, yalnızca Allah’a teslim olmak ve O’nun belirlediği yolu izlemektir. Kur’an-ı Kerim, İslam’ın ana kaynağı olarak Allah’ın insanlığa gönderdiği son ilahi kitaptır. Ancak tarihin çeşitli dönemlerinde, bazı kişiler ve gruplar, Kur’an’ın tek başına yeterli olmadığını iddia ederek dinin kaynağına başka eklemeler yapma yoluna gitmişlerdir. Bu tutum, Allah’ın dinini eksik görmek ve O’nu eksikliklerden münezzeh kabul etmemek anlamına gelir. Kur’an’ı tek kaynak olarak görmemek, ilahi mesajı çarpıtma tehlikesini de beraberinde getirir.
Bu yazıda, Kur’an’ın eksiksiz ve yeterli bir rehber olduğunu, ona ilave kaynaklar eklemenin hem teolojik hem de mantıksal açıdan yanlış olduğunu ele alacak, ayrıca Allah’ın dini tamamladığını ve bu tamlığa müdahale etmenin ne gibi tehlikeler doğurduğunu detaylı bir şekilde açıklayacağız.
Allah’ın Hükmünde Eksiklik Olmaz
Allah, her şeyi kuşatan, bilen ve hikmet sahibi olandır. O’nun koyduğu hükümler eksiksizdir ve insanın ihtiyacı olan her şeyi kapsar. Kur’an’da bu konuda birçok ayet bulunmaktadır:
“Bugün dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçtim.” (Maide 5/3)
Bu ayet, İslam’ın tamamlanmış bir din olduğunu ve başka eklemelere ihtiyaç duymadığını açıkça ifade etmektedir. Eğer bir kişi, Kur’an’ın yanında başka kaynakları da dinin temel kaynağı olarak kabul ederse, Allah’ın verdiği hükmün eksik olduğu sonucuna varmış olur ki bu, Allah’a iftira atmaktır.
Allah’ın Kitabı Açık ve Yeterlidir
Bazı insanlar, “Kur’an anlaşılmazdır, detay içermez, bu yüzden başka kaynaklara başvurmalıyız” gibi iddialar öne sürerler. Ancak Kur’an, apaçık bir kitaptır ve Allah tarafından insanlara kolaylaştırılmıştır:
“Andolsun, öğüt alsınlar diye Kur’an’ı kolaylaştırdık. Düşünen yok mu?” (Kamer 54/17)
“Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” (Enam 6/38)
Kur’an’ı yeterli görmemek, Allah’ın beyanını yetersiz görmek anlamına gelir ve bu, kişinin imanını sorgulaması gereken bir durumdur. Zira Allah’ın kelamı eksiksizdir ve din konusunda yeterli rehberlik sağlamaktadır.
Kur’an’a Eklemeler Yapmanın Sonuçları
Kur’an’ın yanında başka kaynakları da dinde bağlayıcı görmek, kişinin hem tevhid inancına zarar verir hem de şirke düşmesine neden olur. Bu noktada, dini tamamlamak adına Kur’an’a dışsal kaynaklar ekleyenlerin akıbetini düşünmek gerekir. Bu tutumun tehlikeleri şu şekilde sıralanabilir:
Allah’ın Hükmüne Ortak Koşmak Allah, dinin tek hüküm koyucusudur. Eğer bir kişi, Allah’ın belirlediği hükümlerin yanında başka kaynakları da dini bir otorite olarak kabul ederse, Allah’ın ilahlığına ortak koşmuş olur:
“Hüküm yalnızca Allah’ındır. O, yalnızca kendisine kulluk etmenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur.” (Yusuf 12/40)
Kur’an’ın Üzerine Dini Hükümler Koymak Allah’ın bildirmediği şeyleri din adına koymak, ilahi iradeye karşı gelmek ve yeni bir din oluşturmaktır. Bu konuda Kur’an’da uyarılar mevcuttur:
“Dillerinizin yalan yere nitelendirdiği şeylerden dolayı, ‘Bu helaldir, şu haramdır’ demeyin. Çünkü Allah’a karşı yalan uyduranlar iftira atmış olurlar.” (Nahl 16/116)
İslam’ı Bir Kültür veya Gelenek Dinine Dönüştürmek Allah’ın gönderdiği dini, insanların kendi görüşleriyle değiştirmesi, İslam’ı bir gelenek veya kültür dinine dönüştürerek onun safiyetini bozar. Din, insanların arzularına göre şekillenemez.
“Onlar, Allah’ın dışında bilginlerini ve din adamlarını rabler edindiler.” (Tevbe 9/31)
Herkes Kendi Durumunu Kur’an ile Ölçebilir
Kim kafirdir, kim müşriktir, bu soruların cevabını vermek bizim görevimiz değildir. Ancak herkes kendi imanını ve amelini Kur’an’a müracaat ederek sorgulayabilir. Kur’an, kişinin kendi durumunu anlaması için yeterli rehberliği sunmaktadır. Her birey, Allah’ın kitabındaki emir ve yasaklara bakarak, kendi inanç ve davranışlarını bu kıstaslara göre değerlendirmelidir.
Kur’an, Allah’ın insanlara gönderdiği son ve eksiksiz bir kitaptır. O’nun dışında dini kaynaklar oluşturmak, dini eksik görmek ve ilahi iradeye müdahale etmek anlamına gelir. Bu tutum, insanı şirke ve küfre sürükleyebilir. Allah’ın bildirdiği dinin tamamlandığını ve eksiksiz olduğunu kabul etmek, mümin olmanın temel şartlarından biridir.
Eğer bir kişi, din konusunda yönünü belirlemek istiyorsa, yapması gereken şey yalnızca Allah’ın kitabına başvurmaktır. Çünkü gerçek rehberlik yalnızca O’ndan gelir:
“Şüphesiz ki bu Kur’an, en doğru yola iletir.” (İsra 17/9)
Sonuç olarak, Allah’a teslim olan her birey, Kur’an’ı tek kaynak olarak kabul etmeli, ona ekleme yapmaktan veya eksiltmekten sakınmalı ve hayatını bu kitaba göre düzenlemelidir. Ancak bu şekilde hakiki bir iman ve teslimiyet içinde olunabilir.
Bahadır Hataylı/16.03.2025/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder