11 Mart 2025 Salı

İslam'ın İlkeleri ve Güncellenme Müstağniliği

İslam, insanlık tarihinin en kuşatıcı ve en evrensel inancıdır. Sadece belli bir topluma, zamana ya da coğrafyaya hitap etmez; aksine her çağın insanına, her toplumun temel insani ihtiyaçlarına uygun bir yol haritası sunar. İslam, bir dogmalar yığını değil, bilakis ilkeler üzerine bina edilmiş bir dindir. İlke, değişmeyen, evrensel ve zaman üstü bir hakikattir. Ancak ne yazık ki, bazı kimseler tarihsel süreçte belirli toplumların örf ve adetlerini İslam’ın değişmez hükümleriyle karıştırarak, bugün “İslam’ın güncellenmesi gerekiyor” gibi temelsiz bir iddiayı dillendirmektedirler.

İslam’ın neden değişmez ilkeler üzerine kurulu olduğu, toplumların kendi örfi uygulamalarını din haline getirmesinin yanlışlığı, vahyin zaman ve mekândan bağımsız oluşu, “güncelleme” söyleminin temelsizliği ve bu düşüncenin arkasındaki asıl sorunlar ele alınacaktır.

İslam İlkeler Dinidir

İslam, sadece belirli bir dönemin veya toplumun yaşam tarzına hitap eden bir inanç sistemi değildir. Allah, insanın yaratılışına uygun olarak belirlediği fıtrat kanunlarını Kur’an’da insanlığa bildirmiştir:

"O (Allah), gökleri ve yeri hak ile yaratmıştır. Size şekil verdi ve şeklinizi güzel yaptı. Dönüş O’nadır." (Teğabün/3)

Burada önemli olan nokta şudur: Allah insanı yaratırken onun fıtratına uygun bir sistem belirlemiştir. Bu sistem, insanın yaratılış gayesi ve doğasıyla çelişmeyen ilkeler bütünüdür. Dolayısıyla İslam, değişen sosyal şartlara göre değil, insanın fıtratına göre şekillendirilmiştir. İnsanın fıtratı değişmediği sürece, İslam’ın temel hükümleri de değişmez.

İslam’ın ilahi ilkeleri, beşeri sistemlerin aksine, her zaman geçerliliğini korur. Çünkü insanlar tarafından konulan yasalar toplumların sosyokültürel ve ekonomik şartlarına göre değişebilir, fakat Allah’ın koyduğu ilkeler her zaman doğrudur ve her zaman uygulanabilir.

Toplumsal Kurallar ve İlahi Hükümlerin Ayrımı

Bazı insanlar, tarih boyunca belirli toplumların kendi yaşam pratiklerini İslam’ın vazgeçilmez hükümleri gibi görerek bunları dinde zorunlu kılmaya çalışmışlardır. Bu durum iki büyük hataya yol açmaktadır:

1. Örfi Uygulamaları Dinle Karıştırmak: Bir toplumun kendi dönemine uygun olarak geliştirdiği bazı pratikleri, İslam’ın değişmez hükümleri gibi görmek.

2. İslam’ı Güncellenmesi Gereken Bir Sistem Olarak Algılamak: Oysa İslam değişken bir sistem değildir; ilahi hükümleri zamandan ve mekândan bağımsızdır.

Bu iki hata bir araya geldiğinde, bazı kimseler İslam’ın çağ dışı olduğunu ve güncellenmesi gerektiğini iddia etmektedir. Oysa asıl sorun, dinin kendisinde değil, insanların dine bakış açısındaki yanılgılardır.

Örneğin, evlilik İslam’da fıtri bir ihtiyaç olarak kabul edilir. Ancak evliliğin nasıl gerçekleşeceği toplumlara göre farklılık gösterebilir. Evlilik akdinin belirli bir dönemde belli şekillerde yapılmış olması, bunun mutlak ve değişmez bir kural olduğu anlamına gelmez. Buradaki asıl değişmez ilke, evliliğin bir ahit, bir sorumluluk olduğudur. Fakat şekli, toplumun örf ve kültürel yapısına göre değişebilir. İşte bu ayrımı yapamayanlar, “İslam’ın hükümlerinin güncellenmesi gerekir” gibi yanlış bir sonuca ulaşmaktadırlar.

Vahiy, Zaman ve Mekan Üstü Bir Mesajdır

Kur’an-ı Kerim, insanlık tarihindeki tek değişmez ve evrensel mesajdır. Çünkü onu gönderen Allah, zamandan ve mekândan münezzehtir. Allah, insanlığa hitap ederken, her döneme uygun ve her insanın ihtiyacına cevap verebilecek ilkeler belirlemiştir.

"O, Allah’tır ki, O’ndan başka ilah yoktur. O, ezelîdir ve ebedîdir." (Haşr, 22)

Bu ayet açıkça göstermektedir ki Allah’ın hükmü zamanın akışına göre değişmez. Çünkü O, zamanın üstündedir. Dolayısıyla, Allah’ın vahyettiği kurallar da zamandan bağımsızdır.

Birçok insan, vahyin belirli bir dönemin şartlarına göre indirildiğini ve artık bugünün dünyasında farklı hükümlerin geçerli olması gerektiğini iddia eder. Ancak bu bakış açısı, vahyin özünü kavrayamamak demektir. Çünkü Kur’an’da gelen hükümler, her çağda uygulanabilir niteliktedir.

İslam’ın temel ibadetleri olan namaz, oruç, zekât ve hac gibi emirler, insanın ruhsal ve sosyal hayatına doğrudan etki eden ilkelerdir. Bunların güncellenmesini istemek, aslında İslam’ın özüyle çelişmektir.

İslam'ın Güncellenmesi Gerektiğini Söyleyenlerin Yanılsaması 

İslam’ın güncellenmesi gerektiğini söyleyenlerin en büyük hatası, İslam’ı bir beşeri sistem gibi görmeleridir. Oysa İslam, beşeri bir ideoloji değil, ilahi bir sistemdir. Güncelleme ihtiyacı duyan şeyler, insan ürünü olan sistemlerdir.

Bu görüşü savunanlar genellikle şu hataları yapmaktadırlar:

1. İslam’ı, tarihsel bir olgu sanmak: İslam, bir toplumun veya bir dönemin ürünü değil, Allah’ın insanlığa gönderdiği evrensel mesajdır.

2. Sosyolojik değişimleri dini değişimle karıştırmak: Toplumların değişmesi, İslam’ın değişmesi gerektiği anlamına gelmez. İslam’ın ilkeleri sabittir, ancak toplumlar bu ilkelere uygun yollar bulmakla mükelleftir.

3. Beşeri yasalarla ilahi hükümleri karıştırmak: İnsanların koyduğu yasalar sürekli değişebilir, ama Allah’ın koyduğu kurallar evrenseldir.

İslam, her çağa, her topluma ve her bireye hitap eden ilahi bir sistemdir. Onun hükümleri insan fıtratına uygundur ve herhangi bir güncellenmeye ihtiyaç duymaz.

İslam’ın hükümlerinin güncellenmesi gerektiğini söylemek, vahyin zaman ve mekân üstü oluşunu inkâr etmektir. Güncellenmesi gereken şey, insanların İslam’a bakış açısıdır; çünkü İslam zaten her dönem için geçerliliğini koruyan evrensel bir dindir.

Allah’ın indirdiği ilkeleri güncellemek gerektiğini söyleyenler, aslında İslam’ı anlamadıkları gibi, kendilerini ilahlaştırmakta ve beyinlerini vahye göre değil, vahyi kendi akıllarına göre şekillendirmektedirler.

Rabbimiz bizleri, dinin hükümlerini değiştirmeye kalkışan gafillerden değil, Allah’ın hükümlerini kabul eden ve ona tabi olan müminlerden eylesin. Âmin.

Erol Kekeç/Mart 2025/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Vahyin Önünde Çöküş- Hakikati Yazıp Satanlara Karşı Tüm Zamanlara Ültimatom

İnsanlık tarihinin en ağır suçlarından biri, hakikati bilerek tahrif etmek, onu çıkar uğruna eğip bükmek ve sonra da bu çarpıtılmış sözleri ...