Kur’an-ı Kerim'in Furkan Suresi 30. ayetinde, Peygamberimiz şu ifadeleri dile getirecektir: “Ey Rabbim! Kavmim bu Kur’an’ı bırakılmış bir şey yaptı.” Bu ayet, Kur’an’ın çoğu zaman nazil olduğu topluluklar tarafından ısrarla terk edilmesini ve onun emirlerinin uygulanmamasını eleştirir.
Bugün “Müslümanım” diyen toplumların hayatlarına baktığımızda, bu ayetin güncellenmiş bir gerçekliği ile yüz yüzeyiz. Din olarak kabul edilen birçok uygulamanın ve inanç sisteminin Kur’an’dan değil, Kur’an dışı kaynaklardan beslendiğini görüyoruz. Bu durum, Kur’an'ın “yetim” kalmasına sebep olmuş; diğer bir ifadeyle Kur’an’ın rehberlik iddiasının fiilen terk edilmesine yol açmıştır.
1. Kur’an Merkezli Yaşamdan Uzaklaşma Bugün çoğu toplumda dini pratikler, mezhepsel veya geleneksel öğelerin etkisi altında şekillenmiştir. Bunun sonucunda Kur’an’da bulunmayan çeşitli ritüeller, uygulamalar ve inanç sistemleri “din” adı altında hayata geçirilmektedir. Örneğin, bazı toplumlarda mevlit veya belirli kutsal günlerde yapılan uygulamalar, Kur’an’da olmayan bir ibadet şeklini temsil etmektedir. Bunun yanı sıra, ırkçılık anlayışının dâhil olduğu geleneksel inançlar, bireylerin tevhit anlayışını bozmakta ve ışığı Kur’an’dan uzaklaşan çözümler sunmaktadır.
2. Kur’an’ın Anlamının Değiştirilmesi ve İşlevsizleştirilmesi Kur’an ayetlerinin anlamları, zaman zaman çıkar güdülerek veya belli bir ideolojiye hizmet etmek için çarpıtılmış ve içeriklerinden uzaklaştırılmıştır. Bu durum, Kur’an’ı daha az anlaşılan ve dolayısıyla daha az rehberlik edebilen bir konuma indirgemiştir. Mesela, miras hukuku ile ilgili ayetler tarih boyunca farklı yorumlarla çarpıtılmış; bazı durumlarda kadının payı tamamen göz ardı edilmiş ya da geleneksel pratikler hukukun önüne geçmiştir.
3. Kur’an ve Güncel Hayat Kur’an’ın özellikle ahlaki ve sosyal ilkeleri, büyük ölçüde toplumların günlük hayatından koparılmış durumda. Örneğin, faizin yasaklanmasına dair çok net emirler olmasına rağmen, çoğu İslam toplumunda faizli sistemler ekonominin temeli haline gelmiştir. Aynı şekilde, şeffaflık ve adalet ilkelerine vurgu yapan Kur’an ayetleri, toplumsal yapılarda liyakat yerine kayırmacılığın ön planda olması nedeniyle arka planda bırakılmıştır.
4. Kur’an’ı Hayata Taşıma Zorunluluğu Kur’an’a yeniden dönülmesi, onun hayata dair ortaya koyduğu prensiplerin yeniden toplumsal hayatın merkezine alınmasını gerektirir. Bu, salt ibadet pratiği ile sınırlı olmayan, ahlaki değerlerin ve sosyal sorumlulukların öne çıkarıldığı bir yaşam tarzını gerektirir. Mesela, infak ve yardımlaşma emirleri yerine getirilerek toplumsal dayanışma yeniden inşa edilebilir; doğru şeffaf bir hukuk sistemiyle adalet ve huzur yeniden tesis edilebilir.
Özetle, Kur’an’ın hayattan uzaklaştırılması, sadece bireysel bir sorun değil; toplumsal yozlaşma, dini yanılgılar ve manevi değerlerin zayıflaması gibi pek çok sonucu da beraberinde getirmiştir. Bu nedenle, Kur’an’a yeniden dönülerek onun rehberlik fonksiyonunu hayata geçirmek önem arz etmektedir. Bu dönüş, Kur’an’ın anlam ve hedeflerini şaşırtan çarpıtmaları bir kenara bırakmayı ve sahih bir tevhid anlayışını benimsemeyi gerektirir. Çağın sorunlarına çözüm sunacak yegane rehber olan Kur’an’ın işlevselliği ancak bu yolla yeniden canlanabilir.
Erol Kekeç/28.01.2025/Sancaktepe/İST

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder