14 Mayıs 2025 Çarşamba

Şeytanla Yaşamak-Sahte Doğruların Karanlığında Kaybolan İnsanlık

         Zuhruf Suresi 36-38’in Gölgesinde Yaşamı Yeniden Sorgulamak

"Kim de Rahman'ın zikrinden yüz çevirirse, ona bir şeytan bağlarız da hep onunla beraber olur."
(Zuhruf/36)

 1.Zikirden yüz çeviren bir çağın içinde 

Zikirden, yani Rahman'ın hatırlanmasından, ilahi gerçeklikten ve hayatın anlamını veren merkezden yüz çevirmiş bir çağın içindeyiz. İnsanlar ekranların ışığında, algoritmaların yönlendirmesiyle, sistematik bir şekilde "unutmaya" programlanıyor. Zikir unutuldu, hatırlamak ise suç haline geldi. Çünkü zikir, hayatın gerçek özünü hatırlamaktır; Rahman'ı, yani merhametin kaynağını merkeze almak ve O’nu rehber edinmektir. Fakat bugün insanlar, ne yazık ki bu hatırlamayı “gericilik”, bu bağlılığı “çağ dışı”, bu sadakati ise “radikalizm” olarak görüyorlar. Ve böylece zikirden yüz çeviren her bireyin yanına bir şeytan bağlanıyor… Sessiz, sinsi, akıllı ve ikna edici…

1. Şeytanın sistematik kuşatması 

Ayette geçen "ona bir şeytan bağlarız" ifadesi, sadece metafiziksel bir bağ değil, aynı zamanda sistematik bir kuşatmadır. Günümüzde şeytan, sadece görünmeyen bir varlık değil; sistemin her hücresine işlemiş bir akıl, bir ideoloji, bir yaşam tarzıdır. Bu şeytanî kuşatma; müzikle, diziyle, gündüz kuşağı programlarıyla, moda akımlarıyla, sosyal medya trendleriyle, eğitim müfredatıyla, psikolojik yönlendirmelerle insanın çevresine ağ gibi örülür.

Bugün gençlerin hayalini kurduğu yaşamlar, ilahi bir ideal değil, influencer'ların reklam yüzü olduğu ürünlerin bir vitrini haline gelmiştir. Aileler parçalanırken insanlar hâlâ 'mutluluğun sırrı' başlıklı videolar izlemekte, çocuklar Kur’an’ın hikmetleriyle değil TikTok filtreleriyle büyümekte, sevgi yerini 'takipçi sayısına', saygı ise 'marka değerine' bırakmaktadır.

2. "Bizce doğru " Kendini doğru yolda sanma illüzyonu 

"Hiç şüphesiz o (şeytanlar), onları yoldan alıkoyar, onlarsa doğru yolda olduklarını sanırlar."
(Zuhruf/37)

En sarsıcı tehlike de burada yatıyor: İnsan doğru yolda olmadığını bilse, pişmanlık duyabilir. Fakat şeytan öyle bir ustalıkla çalışıyor ki, insanı hem yoldan saptırıyor hem de hâlâ doğru yolda olduğunu düşündürüyor. Bugün insanlar, ahlaksızlığı "özgürlük", isyanı "bireysel farkındalık", dini değersizleştirmeyi "çağdaşlık", materyalizmi "başarı" zannediyor. Oysa bu zannetmeler, insanı cehennem uçurumuna sürükleyen sahte tabelalardan başka bir şey değildir.

Bir baba evladına, "Oğlum namaz kıl" dediğinde geri kafalı sayılıyor ama aynı baba, oğluna "Dişlerini fırçala" dediğinde modern bir ebeveyn oluyor. İnsanlar maddi hijyene gösterdiği özeni manevi temizliğe göstermiyor. Çünkü şeytanın yönlendirdiği toplumlarda pislik görünmez hale getirilmiştir.

3. Ne kötü yol arkadaşı doğu ile batı arası kadar mesafe 

"Sonunda bize geldikleri zaman (şeytana) der ki: “Keşke benimle senin aranda, doğuyla batı arası kadar mesafe olsaydı. Ne kötü arkadaşsın.”
(Zuhruf/38)

Sonunda herkes gerçeği görecek. Fakat bu hakikatle yüzleşme, ölümle ve hesapla birlikte gelecek. O an, artık geriye dönüş yok. Şeytanla geçirilen ömür için duyulan pişmanlık, artık sadece bir haykırıştır. Ama geri dönüşsüz...

Bu âyet, bize çok açık bir uyarı sunuyor: Her kim Rahmân’ın zikrinden uzaksa, ona bir "kötü yoldaş" bağlanır. Ve insan ömrü boyunca onunla beraber yaşar, onunla karar alır, onunla yön belirler. Modern çağın şeytanı, bazen bir reklamda karşımıza çıkar, bazen bir arkadaş sohbetinde, bazen bir uygulama indirme ekranında...

Ne acıdır ki, insanlar en büyük düşmanıyla hayat boyu birlikte yaşadıklarını fark etmezler. Fark ettiklerinde ise artık çok geçtir.

4. Günümüzde şeytanlaşmış yaşamlar 

Bugün insanların çevresine baktığımızda, şeytani aklın eserleri her yerdedir:

  • Aile kurumunun çöküşü: Ahlaksız dizilerde sadakatsizlik övülmekte, mahremiyet küçümsenmektedir.

  • Sistemin merkezinde para: Zekât verene değil, kripto yatırımı yapana hayranlık duyulmakta.

  • Kadın onurunun pazarlanması: Kadının bedeni özgürlük adına pazarlanmaktadır.

  • Ebeveynliğin metalaştırılması: Anne-baba sevgisi değil, "oyuncak alınmış mı?" kriteri öne çıkmaktadır.

  • Gençliğin çürütülmesi: Anlam arayışları yerine 'trend' takipçiliği, öğrenme yerine 'challenge' yarışları konulmuştur.

Her bir birey, şeytanla birlikte karar verir hale gelmiştir. Ve ne yazık ki bunu bir "özgürlük" sanmaktadır.

5. Dini algoritmaya boğmak

Şeytanın modern hamlesi, dini değerleri de sahte formatlarla paketleyip pazarlamaktır. Dua, artık “beğeni” toplamak için story’de paylaşılıyor. Hac, bir sosyal medya içeriği gibi gösteriliyor. Sadaka, reklam kokan bir “yardım kampanyasına” dönüşüyor. Ve insanlar bu şekliyle dindar olduklarını sanıyor.

Oysa Allah’ın zikri, algoritmalara değil kalplere hitap eder. Samimiyetin, gösterişe değil, teslimiyete dayalı olması gerekir. Şeytanın öyle bir tuzağı var ki; insanları sahte dindarlıklarla uyutup hem dünyalarını hem ahiretlerini yıkıyor.

6. Pişmanlığın fayda etmediği an 

Zuhruf 38. ayette, pişmanlık sahnesi dramatik şekilde resmedilir: İnsan şeytana, "Keşke seninle benim aramda doğuyla batı arası kadar mesafe olsaydı" der. Ama bu sadece bir hayıftır. Çünkü yaşanmış bir ömür vardır. Ve o ömür şeytanla geçirilmiştir.

Bugün, birçoğumuz o pişmanlığı yaşamadan önce fark etmeliyiz. Şeytanla aramıza mesafe koymalıyız. O mesafe, bazen bir diziye “hayır” demekle başlar, bazen bir cuma vaktini boş geçirmemekle, bazen de secdeye daha çok kapanmakla...

7. Ne yapmalıyız?

Bu kuşatmayı kırmak, hem bireysel hem toplumsal bir uyanışla mümkündür:

  • Zikri hayata hâkim kılmak: Sabah akşam Rahmân’ı hatırlayan, hayatını O’nun rızasına göre inşa eden insanlar yetiştirmeliyiz.

  • Şeytani kuşatmaları ifşa etmek: Medyada, kültürde, eğitimde, sosyal ağlarda gizlenmiş tuzakları açığa çıkarmalıyız.

  • Gerçek dindarlığı yeniden tanımlamak: Dindarlık, forma değil ruha dayalıdır. Gösteriş değil samimiyet esastır.

  • Toplumsal bağları yeniden örmek: Aile, komşuluk, mahalle kültürü, cemaat bilinci gibi bağları yeniden canlandırmalıyız.

  • Zamanın şerrine karşı uyanık olmak: Herkesin hakikatle bağ kuracağı bir duruş, bir irade, bir bilinç inşa edilmelidir.

 Artık susmak yok 

Bu ayetler, çağımıza inen bir tokat gibidir. Modern insanın gözlerinin içine bakarak, “Sen doğru yolda mısın gerçekten?” diye sorar. Ve bir başka ses yankılanır içimizde: "Keşke benimle senin aranda doğuyla batı arası kadar mesafe olsaydı..."

O pişmanlığı yaşamamak için bugün şeytanla aramıza gerçek mesafeler koymalıyız. Bizi zikre, secdeye, hakikate bağlayan ne varsa sımsıkı sarılmalı, bu sahte ve süslü yollardan uzaklaşmalıyız.

Bu bir uyarıdır. Bu bir çağrıdır. Zikirden yüz çevirmeyin. Çünkü kalbinizi boş bırakırsanız, şeytan onu mutlaka doldurur.

Ve unutmayın:

"Zikir, Allah’tandır. Vesvese, şeytandandır. Yol ayrımındasın. Tercihin kalbini belirler."


Erol Kekeç/03.05.2025/Sancaktepe/İST 

Kapitalizme İnat Yaşama davet

 


İhtiyaç değil, açgözlülük doğurur bu düzen;
Tüket ki tüken, köle ol her hazza ezelden...

Parayı kutsal eyleyen bir sahte dindir bu;
İnsanı mala kul eder, usul usul siler ruhu...

Markalı maskelerle kimlik giydirir sana,
Gerçeği unutturur, oyuna çeker yana yana...

Cennet vaadiyle çıkar, cehennem sunar gizlice,
Daha fazlayı satarken, boşaltır seni sessizce...

Her şeyi satar bu düzen, aşkı da, merhameti de;
İnsan kalamaz içinde, eşya olur nihayette...

❖ Kapitalizmden Uzaklaş

Eşyan çoksa değil, ruhun hürse zenginsin,
Azla yetinirse kalbin, sonsuz huzurun eşiğindesin...

Reklamlar fısıldar: “Al, mutlu ol!” diye sana,
Oysa huzur satılmaz, saklıdır Allah katında...

Malın çokluğu değil, gözünün tokluğudur zenginlik,
Tüketmekle değil, tefekkürle başlar gerçek dirilik...

Ne kadar aldığın değil, ne kadar adam kaldığın önemli,
Kapital değil, kalp büyütür insanı ebedî...

Çok şey istemek değil, çokça şükretmektir insanlık,
Yoldan çıkanı değil, özde kalan gönül alır...

❖ İnsan Kalmak ne güzel şey!

Yeryüzü pazar değil, emanet yeridir insana,
Alıp satamazsın ruhu, satılırsa ne kalır arkanda...

İnsansan farkın olur, yüzün eşya gibi solmaz,
Sadakatle yaşayan, reklamla hiç yorulmaz...

Para sadece araç, maksat Rabbin rızası,
Amaç edersen parayı, kaybedersin niyazı...

Ruhunu markete koyma, kalbini indirme vitrine,
İnsanlık, sadelikte saklıdır; tüketme kendini lime lime...

Az çoktur aslında, derdi olmayanın derinliğinde,
Kapitalizm büyütür derdi, boşluğu gizli derinliğinde...

❖ Direniş 

Tefekkür, en büyük başkaldırıdır bu çağa,
Kalbinle düşün ki, esir olma karanlığa...

Gönlünü doyur, miden değil; yüreğin doysun yeter,
Bir lokma da yetebilir, fazlası çökertir köle eder...

Eşyaya hükmeden değil, eşyaya esir olan çağız,
Kendini kaybeden insan, aslında bir hiçliğe sığar...

Allah yetmiyorsa sana, dünya hiç yetmez,
Yürek Rabbe dönmedikçe, hiçbir şey  ateşini söndürmez...

Sadeliği seçen kazandı; şaşa değil, tevazu kalıcı,
Büyük olan kalptir; saray değil, secde yapıcı...

❖ Hakikatle Yüzleşme 

Çok tüketmekle yüceldiğini sanırsın, oysa düşersin,
Çünkü asıl yükseliş, yüklerinden kurtularak serpilir...

Kapitalizm seni sen olmaktan çıkarır;
Gölgene taparsın da hakikati kaçırırsın...

İçindeki boşluğu dolduramaz eşya yükü,
Çünkü iç arayanın yurdu, dışta değil, kalp kökü...

Allah'tan kopan sistem insanı kıyamete sürükler,
Tüketerek çoğaldığını sanan, aslında bitip tükenir.

Marka marka giyinmekle kişilik edinilmez,
Ruh giydirilmeyince, beden parfümle dirilmez...

❖ Yola göğüs ger

Yavaşla, düşün, tüketme! Nefsini sustur ki duyasın,
Reklam değil, rahmettir seni diriltecek olan asıl ışığın...

Ayağın eşyada, gönlün duada kalsın,
Dünya gelip geçer, sen vakit kaybetmeden insan kalasın...

Büyük evler değil, büyük kalpler lazım insanlığa,
Gösteriş değil, gerçeklik taşımalı davaya...

Kendini unutan insan, ekranlarda başkasını izler,
Kendine dön ki aynanda Rabbin izini gözleyesin...

Sistemi değiştirecek ilk şey: senin uyanışındır,
Kapital değil, kalbin ışığıdır gerçek direnişin...

Erol Kekeç/Mayıs 2025/Çamlıca

Vahyin Önünde Çöküş- Hakikati Yazıp Satanlara Karşı Tüm Zamanlara Ültimatom

İnsanlık tarihinin en ağır suçlarından biri, hakikati bilerek tahrif etmek, onu çıkar uğruna eğip bükmek ve sonra da bu çarpıtılmış sözleri ...