14 Mayıs 2025 Çarşamba

Kapitalizme İnat Yaşama davet

 


İhtiyaç değil, açgözlülük doğurur bu düzen;
Tüket ki tüken, köle ol her hazza ezelden...

Parayı kutsal eyleyen bir sahte dindir bu;
İnsanı mala kul eder, usul usul siler ruhu...

Markalı maskelerle kimlik giydirir sana,
Gerçeği unutturur, oyuna çeker yana yana...

Cennet vaadiyle çıkar, cehennem sunar gizlice,
Daha fazlayı satarken, boşaltır seni sessizce...

Her şeyi satar bu düzen, aşkı da, merhameti de;
İnsan kalamaz içinde, eşya olur nihayette...

❖ Kapitalizmden Uzaklaş

Eşyan çoksa değil, ruhun hürse zenginsin,
Azla yetinirse kalbin, sonsuz huzurun eşiğindesin...

Reklamlar fısıldar: “Al, mutlu ol!” diye sana,
Oysa huzur satılmaz, saklıdır Allah katında...

Malın çokluğu değil, gözünün tokluğudur zenginlik,
Tüketmekle değil, tefekkürle başlar gerçek dirilik...

Ne kadar aldığın değil, ne kadar adam kaldığın önemli,
Kapital değil, kalp büyütür insanı ebedî...

Çok şey istemek değil, çokça şükretmektir insanlık,
Yoldan çıkanı değil, özde kalan gönül alır...

❖ İnsan Kalmak ne güzel şey!

Yeryüzü pazar değil, emanet yeridir insana,
Alıp satamazsın ruhu, satılırsa ne kalır arkanda...

İnsansan farkın olur, yüzün eşya gibi solmaz,
Sadakatle yaşayan, reklamla hiç yorulmaz...

Para sadece araç, maksat Rabbin rızası,
Amaç edersen parayı, kaybedersin niyazı...

Ruhunu markete koyma, kalbini indirme vitrine,
İnsanlık, sadelikte saklıdır; tüketme kendini lime lime...

Az çoktur aslında, derdi olmayanın derinliğinde,
Kapitalizm büyütür derdi, boşluğu gizli derinliğinde...

❖ Direniş 

Tefekkür, en büyük başkaldırıdır bu çağa,
Kalbinle düşün ki, esir olma karanlığa...

Gönlünü doyur, miden değil; yüreğin doysun yeter,
Bir lokma da yetebilir, fazlası çökertir köle eder...

Eşyaya hükmeden değil, eşyaya esir olan çağız,
Kendini kaybeden insan, aslında bir hiçliğe sığar...

Allah yetmiyorsa sana, dünya hiç yetmez,
Yürek Rabbe dönmedikçe, hiçbir şey  ateşini söndürmez...

Sadeliği seçen kazandı; şaşa değil, tevazu kalıcı,
Büyük olan kalptir; saray değil, secde yapıcı...

❖ Hakikatle Yüzleşme 

Çok tüketmekle yüceldiğini sanırsın, oysa düşersin,
Çünkü asıl yükseliş, yüklerinden kurtularak serpilir...

Kapitalizm seni sen olmaktan çıkarır;
Gölgene taparsın da hakikati kaçırırsın...

İçindeki boşluğu dolduramaz eşya yükü,
Çünkü iç arayanın yurdu, dışta değil, kalp kökü...

Allah'tan kopan sistem insanı kıyamete sürükler,
Tüketerek çoğaldığını sanan, aslında bitip tükenir.

Marka marka giyinmekle kişilik edinilmez,
Ruh giydirilmeyince, beden parfümle dirilmez...

❖ Yola göğüs ger

Yavaşla, düşün, tüketme! Nefsini sustur ki duyasın,
Reklam değil, rahmettir seni diriltecek olan asıl ışığın...

Ayağın eşyada, gönlün duada kalsın,
Dünya gelip geçer, sen vakit kaybetmeden insan kalasın...

Büyük evler değil, büyük kalpler lazım insanlığa,
Gösteriş değil, gerçeklik taşımalı davaya...

Kendini unutan insan, ekranlarda başkasını izler,
Kendine dön ki aynanda Rabbin izini gözleyesin...

Sistemi değiştirecek ilk şey: senin uyanışındır,
Kapital değil, kalbin ışığıdır gerçek direnişin...

Erol Kekeç/Mayıs 2025/Çamlıca

13 Mayıs 2025 Salı

Pili Bitmesin Diye Kapatılan Sessizlik

Rüzgâr, yaşlı adamın sakallarında usulca dolanıyordu. İstanbul’un bir sonbahar sabahında, sahil kenarındaki bankta oturuyordu. Yanında bir çanta, çantanın üzerinde eski bir radyonun anteni kıpırdıyordu. Martılar ötüyordu, ama o, gözlerini ufka dikmiş, uzaklardan gelen bir hayalin içindeydi.

Adı Sami idi. 83 yaşında, yedi çocuk babası, yirmi iki torun sahibiydi. Ama torunlarından sadece biri, dedesine "Gerçekten anlatacak neyin var?" diye sormuştu: Yusuf.

Yusuf, yirmili yaşlarında bir gençti. Üniversiteyi bitirmiş, büyük şehrin hengâmesi içinde ruhunu yitirmiş, "gürültüye teslim olmuş" bir neslin temsilcisiydi. Gözleri sürekli telefondaydı, kulakları başkalarının onayına açtı kendini; ama kalbi sessizdi, çok sessiz.

Bir gün, dedesinin yanına oturmaya karar verdi. Hiçbir şey konuşmadan birkaç dakika geçirdiler. Dedesi hafifçe kulağındaki işitme cihazını çıkardı ve cebine koydu. Yusuf şaşırdı.

“Dedeciğim, bir şey mi oldu? Neden çıkardın cihazını?”

Sami Dede gözlerini kapatıp gülümsedi. Sonra konuştu:

“Evladım… İşitme cihazının pili kolay kolay bitmez. Ama kalbimin pili zayıf. Kimi insanlar var, onların sözleriyle kalbim yoruluyor. O yüzden duymazdan gelmeyi öğreneli çok oldu.”

Yusuf, ilk defa duyduğu bu sözü anlamaya çalıştı.

Yusuf o gün eve döndüğünde, dedesinin sözleri kulaklarında çınlıyordu:

“Evladım… Kimi insanlar var, onların sözleriyle kalbim yoruluyor…”

Şehrin sokaklarında yürürken her şey daha çok gözüne batmaya başladı. Reklam panoları bağırıyor, insanlar telefon ekranlarında boğuluyor, sosyal medyada herkes konuşuyordu ama kimse kimseyi duymuyordu. Gürültü, sadece kulakta değil, kalpteydi. Kalabalık içinde büyüyen yalnızlık, Yusuf’un ruhunu içten içe tüketiyordu.

O akşam arkadaşlarıyla bir kafede buluştu. Herkes bir şeyler anlatıyor ama kimse anlatılanları duymuyordu. Konuşmaların çoğu ya dedikodu ya da gösteriş kokuyordu. Yusuf bir ara sustu. Etrafına baktı. Sonra sessizce kalktı ve dışarı çıktı.

Kafasındaki cümle açıktı:

“Dedem haklıymış... Bu seslerin çoğu kalbi tüketiyor. İşitme cihazımı değil, yüreğimi kapatmalıyım bu seslere.”

O gece uzun süre yürüdü. İstanbul’un kalabalık sokaklarından geçip sahile ulaştı. Aynı banka oturdu. Sabah dedesinin oturduğu banka. Gözlerini kapattı. Martılar yine ötüyordu, ama bu kez onların sesinde bir huzur vardı.

Ertesi sabah dedesinin evine gitti. Elinde küçük bir kutu vardı. İçinde yeni bir işitme cihazı pili. Ama dedesi kutuyu almadı, elini Yusuf’un omzuna koydu:

“Evladım, o pillerden çok değiştirdim ama bir gerçeği hiç değiştirmedim: Değmeyecek insanların sözlerini duymak, kalbin ömründen yer.”

Sonra Yusuf’a eski bir defter uzattı. Kapakta şu yazıyordu:

“Sessizlikle konuştuğum anlar”

Yusuf sayfaları çevirdikçe, dedesinin yıllar boyunca yazdığı notları gördü. Her biri bir yaşanmışlık, bir ders, bir öğüt. Kimi zaman bir arkadaşın ihaneti, kimi zaman bir evladın duyarsızlığı, kimi zaman ise bir yabancının acı bir lafı... Ama hepsinde ortak bir cümle vardı:

“İşitme cihazını değil, kalbini kapat… Ama merhametini asla.”

Yusuf derinden sarsıldı. Dedesinin o suskun hallerinin, içinde nasıl bir bilgelik barındırdığını ilk kez bu kadar net görüyordu.

Bir gün Yusuf’un eski bir arkadaşı, dedesi hakkında alaycı bir söz söyledi. Yusuf gülümsedi, cevap vermedi. Arkadaşı ısrar etti:

“Yahu bir şey demeyecek misin? Dedenin yaptığı şey pasiflik değil mi? Sevmeyince cihazı kapatmak neyin kafası?”

Yusuf sessiz kaldı. Sonra derin bir nefes aldı:

“Dedenin yaptığı, kendi ruh sağlığını korumaktı. Her lafa cevap vermek erdem değildir. Bazen susmak, en yüksek sesle konuşmaktır. Çünkü sözü değersiz olanın sesi çok çıkar.”

Arkadaşı sustu.

Aylar geçti. Yusuf, üniversite mezuniyetinden sonra şehirde çalışmaya başladı. Giderek dedesi gibi düşünmeye başladı. Hayatı hızlı yaşamak yerine, anlamaya, dinlemeye, anlam yüklemeye başladı.

Gürültüden kaçmayı değil, içindeki sessizliği büyütmeyi seçti.

Bir gün bir çocukla karşılaştı. Otobüste annesiyle tartışan bir çocuk. Herkes bağırıyordu. Yusuf yanaştı, çocuğa göz kırptı. Sonra cebinden bir kulak tıkacı çıkardı, çocuğun eline verdi.

“Bunu ne zaman takayım?” diye sordu çocuk.

Yusuf gülümsedi:

“Kalbini duymak istediğinde…”

Sami Dede bir sabah vefat etti. Sessiz, huzurlu bir ölüm. Yatağında, elinde eski defteriyle.

Cenaze kalabalıktı. Ama Yusuf, mezar taşının başında yalnızdı.

Son defa dedesinin işitme cihazını eline aldı. Pili hâlâ bitmemişti.

Cebine koydu. Sonra ellerini semaya açtı:

“Allah’ım, onun gibi duyabilmeyi nasip et bana… Kalbimi boş sözlerden, içimi kirli seslerden korumayı…”

Hayatta her sesi duymak zorunda değilsin.

Her sözü yutmak, kalbini yorar.

Sessizlik bazen feryattan büyüktür.

Kalbin pilini koru.

Çünkü bazen işitme cihazını kapatmak,

En büyük hikmeti duymaktır.

Erol Kekeç/23.04.2025/Sancaktepe/İST 

Vahyin Önünde Çöküş- Hakikati Yazıp Satanlara Karşı Tüm Zamanlara Ültimatom

İnsanlık tarihinin en ağır suçlarından biri, hakikati bilerek tahrif etmek, onu çıkar uğruna eğip bükmek ve sonra da bu çarpıtılmış sözleri ...